TATİL FİKİRLERİ - KİRALIK ARAÇLAR - OTELLER - GEZİLECEK YERLER - ŞEHİR BİLGİLERİ - FESTİVALLER - EKONOMİK OTELLER - TATİL KÖYLERİ - RENT'A CAR

Bu Blogda Ara

Booking.com

10 Mart 2019 Pazar

Japonya'ya Gitmek





Geçen yıllarda katılmış olduğum bir seminer de  dünya görüşünüz ve gelişiminiz  için  bulunduğunuz ülkenin  size göre en doğusundaki  ve en batısındaki ülke  insanları ile  iletişime geçin, geçin ki  sizden daha  farklı oluşan gelişen  değişen dünyanın farklılıklarını görün  büyük  fotoğrafın size ne verdiğini hissedin, farkındalıkları anca o zaman görebilirsiniz demişti  konuşmacı,  bu cümleyi not almıştım. Mesleğim gereği bir çok ülke insanı ile tanıştım  genelde Avrupa kökenliydi tanıştıklarım,ancak içten içe de uzak doğu kültürünü de araştırır merak ederdim.
Naiflikleri,kültürleri, gelenekleri,beslenmeleri, düşünce ve karar mekanizmaları, aile ve kurumsal eğitimleri  inançları ile  farklıydılar  bizden de Avrupalıdan da ... 

Japonya'ya gidişim... 
Pasaportumu ilk elime aldığımda aklımdan geçen ülkelerin en başında  Japonya gelmişti aslında, gitmek görmek anıları oluşturmak hatta iş geliştirmek Kapadokya ve İstanbul'da bu ülke insanı ile tanışmıştım aslında ama o günün koşulları üzerinde yaşadığım şehir benim rahat karar vermeme olanak tanımıyordu geriye çekilip dinlenmek sakinleşmek strese sokan herkes ten, işten ve olaylardan uzak durmak gerekirmiş  aslında, beynimizde tuttuğumuz her istek ve düşünce, evrende dile  benden ne dilersen cümlesini söylermiş, şehirlerin kalabalıklığı stresi beyni karıştıran o kadar saçma sapan konu ile alakadar olurken   ne duyar hale gelebildik nede cevap verebilir durumdaydık belkide... 

Bu düşüncenin üzerinden uzun süre geçti ama dediğim gibi  Japonya'ya gitmeyi çok istemiştim bir kere...

 2014 yılında sunulan bir dosyanın kapağı doğru zaman ve doğru kişileri bekler gibi zaman zaman aralansa da 2018 yılının başında  sonuna kadar açıldı ve projeyi Türkiye ayağında takip etmeye başladım Tokyo'da ki Enstitü başkanı ile karşılıklı güven ve bilgiye dayalı bir bağ gelişti teknolojinin de   bize sunduğu iletişim özgürlüğü ile bu bağ daha da  güçlendi. Enstitü başkanı Sayın Takamura'nın bir ömür verdiği bu proje Türkiye'de doğru ellere  teslim edildi resmi prosedürler başlatıldı ... Davet mailleri ile  Japonya'yı özellikle Tokyo'yu görmem için güzel bir fırsat sunuldu . Bilinç altım  Japonya'ya gitmeyi yıllar öncesinde istemiş kabul etmiş ve zamanını beklermiş gibi beni tetikledi. 

İzmir - Tokyo  toplamda 14 saat  uçak yolculuğu tüm Asya'yı kuş bakışından da yukarı da ayaklarınızın altından akarken görmek hissetmek bu bile  hayattaki en güzel deneyim olabilir diye düşündüm ( uçuş gününüzden 15 gün önce online c-in yapılmasını tavsiye ederim ben cam kenarı seçtim )  seçtim ki dünya da  aslında ne kadar küçük bir yer kapladığımı hissetmek ve bu evrendeki haddimi bilmek için, bu yolculuk sadece Japonya'ya gidiş yolculuğu değildi  aslında kendi içimde de bu yolculuk yapılmalıydı, Alan, düşünce, inanç  ve zaman kavramlarının manevi keşfini yaşamak deneyimlemek ve hayatıma alabilmekti amacım...

Narita Hava Limanı 
Dünyanın en kalabalık ilk beş hava limanından biridir Narita Hava limanı, ancak sistem  o kalabalıklığı asla hissettirmiyor kontroller son derece saygılı ve düzenli şekilde yapılarak 20 dakika da çıkışınız sağlanıyor... 

Kapının arkasında farklı kültürde  2 dostun beklediğini bilmek .
Narita hava limanından son bavul kontrolümde yapıldıktan sonra kapı açıldı ve ben Tokyo'daydım  iki ses benim adımı sesleniyordu Berrin Sannnn , Japon kültürü  iletişimde  mesafelidir  sarılmazlar hatta tokalaşmazlar ... Biz bu mesafeyi  kırmışız kucaklaştık Enstitü Başkanı Sayın Takamura ve  Şirketin Ciosu Sayın Akita,  1.5 saatlik  metro yolculuğundan sıcak karşılamanın enerjisi ile güzel sohbetler gelişti ben onlara Türk lokumu sununca metro da işte orada kalplerini iyice kazandım :)  Tokyo Shinjuku bölgesinde bulunan Otelime geldik  . Resepsiyon da son derece saygılı temiz güler yüzlü ve işlerine sevgi ile yapan yetkililer hiç bekletmeden  işlemlerimi yaptılar ve dinlenmeye odama çıktım aman Allahım ben Japonya'da Tokyo'dayım diyerek güzel bir uykuya daldım . 









Apa hotel Tokyo'ya bir daha gelirsem  konaklayacağım yer ... 

Tokyo'da ilk gün 

Sayın Takamura ve  eşi Tokyo programını bana 2 ay öncesinde göndermişlerdi. Tokyo şehir  turu yapılacaktı ... İstanbul'da ki gibi  şehir turlarını düzeleyen  acentalar iki katlı araçlarla hizmet vermekte. Tokyo'yu gezmekte en güzel kılavuz, 32 milyon nüfusa sahip olan şehir de gezmek kolay değil. 3 katlı yollar yüksek gökdelenler tapınaklar ve 2020 Olimpiyat köyü köy değil  şehir oluşturmuşlar Olimpiyat organizasyonu için tasarladıkları 45 katlı gökdelen  her katında olimpiyat  organizasyonuna yönelik çalışmalar ummalı bir şekilde devam ediyor. 


Her gün 6 milyondan fazla kişinin metro ile  ulaşımını tam zamanında ve rahat yapabilmeleri için  organize edilmiş Tokyo istasyonu, tarihi bir dokuyu geliştirerek tüm banliyönün takibinin yapıldığı yer . 2 dakika ara ile farklı yönlere giden metro ağı  ve dünyanın en hızlı treni Shinkansen,
ilk günü metro ya binmedik mesai günlerinde oldukça hareketli ve kalabalık olan  metrolar özellikle sabah ve akşam bizleri şaşırtan iletişimlerin yaşandığı yer :) metro istasyon görevlilerinin bir hizmeti de dolu olan metro ya insanları nazikçe itmek biz onlara itici ismini koyduk Türkiye'de böyle bir görev düşünemiyorum :

Tokyo Metro İstasyonu 

Shinkansen

Skytree 
Dünya'nın ikinci büyük kulesi olan Skyree 634 metre misafirler 360 metre ye kadar çıkabiliyor .. Tüm tokyo ayaklarınızın altında yüksek dediğim tüm gökdelenler maket gibi seyretmek hem heyecan verici hem ürkütücü geldi.  Japon mitlerinde yer alan özel Fuji dağı tüm heybeti ile görünüyordu . 

skytree 


Skytree 


Skytree den Fuji Dağı  görüntüsü 




Tokyo Tower 
Tokyo merkezde 1958 yılında açılan kulenin yüksekliği 333 metre Fransa Paris te bulunan Eiffel kulesi baz alınarak  yapılan kule kırmızı beyaz uyumu ve ihtişamı ile dikkati çekmek te eski bir tapınak tepesi olan bölge de güzel bir otel de öğle yemeği yedik tabiyki Japon mutfağının ve pasifik okyanusunun deniz ürünlerinin çeşitliliği dikkatimi çekti .. 

Tokyo Tower



Tokyo - Odaiba Özgürlük Anıtı - Rainbow Köprüsü 
Tokyo'nun bu bölgesi  biraz daha turistlik ve  sonsuzluk anlaşmasını yansıtan bir bölge Özgürlük anıtı  ABD'nin Japonya'ya 2. dünya savaşında atmış olduğu atom bombalarının bilinç altında hatırlanması için yapılmış bir anıt gibi hissettirdi bana,  iki yakanın birleşmesine de Rainbow köprüsü sağlıyor 750 metre uzunluğundaki bu köprü  gece ışık düzenlemeleri ile ışıl ışıl dikkati çekmekte . 

Tokyo'da Bulunan Özgürlük Anıtı 









İlk günün akşamında Sayın Takamura ve değerli eşi beni  evlerine davet ederek  onurlandırdılar . Japonlar yazımın başında da dediğim gibi mesafeli insanlardır,sıcaklıklarında bile olması gereken bir mesafe vardır saygı ve ölçü onlarda en önemli kavramdır . Evlerine davet ederek mahremlerini açmak beni  gerçekten onurlandırdı. Türkiye'de onlara hediye etmek için kendi ellerimle ve becerimle oluşturduğum Seramik ayçiçeği tablosu ve tavus kuşu objeli tabağı  kendilerine verdim. El sanatı onlar için çok önemli ve değerli bir hediyedir . 
İlk defa bir japon evine girdim kültür olarak benziyoruz  onlarda evlerine girerken ayakkabılarını çıkartıyorlar. Kendisinin ve annesinin Japon Hat sanatı üzerine çalıştıklarını duyunca çok etkilendim  evin duvarlarında yüz yılı geçkin Japon hat sanatından, kendi ve ailesinin geçmişinden gelen tablolar vardı aile fotoğrafları japonya tarihinde giyilen kıyafetlerin hala etken olduğunu göstermekteydi . Hediye etmiş olduğum seramik tabloyu  kendi aile hat sanatı tabloların yanına hemen astılar bu beni çok daha da mutlu etti . 
Evleri çok sade ve kullanışlı olduğu her halinden  belli olan bir düzendeydi salonun bir bölümü yerde Kotatsu adı verilen   yer masası vardı masada dikkatimi çeken  yerden 30 cm yükseklikte oluşu ve etrafında  kalın bir örtüyle düzenlenmiş oluşu idi, geleneksel bu masa  eski dönemler de  evlerde ısınma sorunu  olduğunda  yemek yerken sıcaklık ve rahatlık sağlaması amacı ile yapılırmış evlerinde ısınma sorunu olmamasına rağmen bu masa bir çok japon evinde kullanılmakta .Salonun diğer tarafında  normal masa ve çalışma bölümü, televizyonda muhteşem yüzyıl dizisi oynadığını görünce şaşrıdım bir yandan da sevindim o akşam muhteşem yüzyılın  oyuncularını sordular ve konumuz tarihti en sevdiğim konu:) neler mi yedik ? Tabiyki japon yemekleri 
Bayan Takamura San'ın hazırlamış olduğu  özel ev yapımı yemekleri  japon tatlısı  ve suşi ( suşiyi dışarıdan alıyorlar ) 







Japonya’da ikinci gün  ve sonrası …

Japonya  ekonomisi  dünya  üzerinde en gelişmiş ülkedir, gittiğiniz yer Japonya  Tokyo ise  bunu  iliklerinize kadar  hissediyorsunuz . teknolojik alt yapının nasıl geliştiğini  insanlara nasıl yansıtıldığı ve  nasıl bir donanım içinde yaşadıklarını  tabi yok olmayan kültürlerini de buna eklersek  ekonominin kültürün ve teknolojinin gücü başınızı döndürebiliyor.

Gezimin bugünkü programında   Akihabara ,Ginza ,  Harajuku – İmparator Sarayı – Senso ji Temple yer almaktaydı .

Ginza ve Akihabara filmlere konu olan bulvarları caddeleri ve kalabalıklığı ile  ünlü  lüks mağaza restoran ve alışveriş  merkezleri ile Tokyo'da en fazla turistin gezdiği yer olarak bilinir. Yeşil ışıkların yanışıyla  bulvardan 3.000 kişinin rahatlıkla geçebildiği söylenmektedir,  durup bulvarı  seyretmek  tam bir kültür şokunu yaşatıyor insana:)  rengarenk kıyafetler insanlar ve ışıklar …













İmparatorluk  Sarayı

İmparatorluk sarayını gezmeden önce Sayın Takamura beni bir gökdelenin park katına çıkardı . Sarayı ve bahçesini buradan çok daha net görebilmemizi sağladı

Tokyo’nun tam merkezinde yer alan  Saray etrafı  su ile kaplı eski Edo  kalesidir.

Saray bahçeleri ve  ve sadeliği ile dikkati çekmektedir . Japon İmparatorunun içinde yaşadığı saray yılın belirli günlerinde halka açılmaktadır .

Halkın ve Turistlerin  gezisi  sadece  bahçelerinin bir  kısmında  yapılmaktadır bunun içinde  günler öncesinden  rezervasyon yaptırılması gerekmektedir.



Senso ji Temple

Tokyo’nun en  eski  Budist tapınağı olarak bilinir açılışı MS 645’te açılan tapınak 2. Dünya savaşından sonra bağımsızlaşmıştır. Tapınakta en çok dikkatimi çeken  kalabalık  ve paranın inançlara nasıl yön verdiğidir.

Tapınağa giden yolun sağında ve solunda  tapınakla ve sembollerle ilgili  satış yapılan küçük dükkanlar ve bu dükkanların insanlarla dolu oluşu  her inanç ticaret alt yapısı ile kurulmuştur … muskalar onlarda da  var  200 yen ile muskayı alıyorsunuz okuyorsunuz ve tele asıyorsunuz J Budaya  saygı için  200 yen atıyorsunuz kuyuya …saygınızı sunuyorsunuz Buda'ya   J kalbimi temiz tutacağım  dedim  ama ne yapalım hemen otomatik olarak beyin günde binlerce ziyaretçisi olan bu tapınağın muskalardan ve  saygı kuyusuna atılan paraları üç aşa beş yukarı hesabını yaptı J sıra tütsülenmeye geldi kötü ruhlardan ve  enerjiden arınma işin  şakası bir yana Budizm bir din değil  bir felsefedir aslında kökleri 2500 yıl öncesine dayanan Hintli gerçek insandı 80 yıl yaşamış ve ölürken “Bütün insanlar çürümeye yani ölmeye yazgılıdır,gecikmeksizin kendi kurtuluşunuzu kazanmak için çok çalışın “demiştir . 2500 yıl önce  bir çok inanç ve yaşam felsefesinin gelişmediği toplumlardan önce yaşam felsefesini geliştirmek kitlelere bunu ritüelleştirerek miras bırakmak üzerine tapınaklar bu tapınaklarda rahipler yetiştirmek  bugüne kadar gelen felsefe yolculuğunda saygısını artırarak yol alabilmesi  önemlidir . Japonlar  bu felsefe ile kişisel ve toplum kurallarını oluşturmuş ve geliştirmişlerdir öyle dinsiz falan de değillerdir . Japonlar Şintoizm dini ile doğar Budizm felsefesi ile gelişir ve büyürler iki inanç birbirinin içinde harmanlanmış ve alt kollarını geliştirmiştir.  Tokyo  gezimin dolu dolu  2. gününde  hem Japon toplumunun hareketliliğini hemde inanç sistemlerindeki 2500 yıl öncesine fiziksel olarak ta  1500 yıl öncesini hissettirdi ,Buda tapınağı ile tanışma imkanım oldu.










 


Japonya’da Pazar günü

Japon aile geleneği olarak  hafta da bir araya gelerek aile büyükleri ile zaman geçirme , yemek hazırlama sunma ve aile büyükleri ile sohbet etme günüdür.

Takamura ailesi bugünü bana ayırarak kendi ailesi ile olan bu programa beni dahil etmişti.

Tokyo körfezinin ortasına gideceğiz dediklerinde herhalde ben yanlış anladım diye düşündüm misafirliğin vermiş olduğu  kabul edişle tamam dedim. Kaldığım otelden beni alarak şehir merkezi ne yaklaşık 1 saatlik araba yolculuğu yaptık . Tokyo körfezindeki istiridye yetiştirme çiftliklerini görünce hayretler içinde kaldım … sonra uzun bir tünelle körfezin altına girdik ve çıktığımız yer insan eliyle oluşturulmuş ada Umihotaru’ya  geldik yüzen park diyorlar. Tokyo'luların hafta sonlarında aileleri ile gelebilecekleri restoranlar alışveriş merkezleri çocuk parkları balkonlar ve manzara bölümleri vardı …






Tokyo’nun kırsalı

Umihotaru gezimizden sonra çiçek vadisine gideceğiz dendi . Sakura’ların ve Nergislerin açmasına zaman var dedim ama Japonya coğrafyası çok değişik bitki ve çiçeklere sahip ağaçlar farklı hepsi sanki bir elden yapılmış gibi muntazam budanmış Bambu ormanları yolun kenarında sağlı sollu bizi takip etti . köy evleri eski Japon mimarisini yansıtıyor hepsi biraz yüksekte, öyle dere yataklarında su kenarlarında değil bazı özel evlerde tapınak görüntüsü var yol kenarlarında  özel yerler gördüm aile büyüklerinin mezarları gibi hepsi mermer işçiliği ile özenle yapılmış  temiz ve bakımlı . Gideceğimiz yer bana tam bir sürprizdi aslında vadi den içeri girdik  küçük bir göl  etrafında iskele ve dağlar Sakura ağaçlarının  zamanı değildi, daha neredeyse bir ayları vardı açmasına ama bu sene erken açmaya başlamıştı ve ağaçlar pembeleşmiş Sakuralar açmaya başlamıştı ben şok  Japonya benim için biraz da Sakura demekti yerler de Nergiz’ler açmış dağlarda yol kenarlarında Sakura’lar pembe açmaya başlamış Japonya beni sevdi dedim ben İzmir’liyim kar bizde çocukluktur, kar yağmaz İzmir’e nadir yağar ,Tokyo’ya geldiğimin ikinci günü kar yağdı gezerken yerler tutmadı ama olsun yağdı … Sakura zamanı değil Sakura’ları göremem dedim Tokyo beni Sakura’ları ile de tanıştırdı  

 

Ben Tokyo’da geçirdiğim bu günleri nasıl unutabilirim J







 

Biraz da iş konuşalım

 

Son gün ; Bugün tam gün  yoğun görüşme ve yolculuk

Pazar gecesi uyuyamadım günün güzel geçmesinden midir  nedir bilmiyorum. Oysaki  toplantı ve  yorucu bir uçak yolculuğu beni bekliyordu

Türkiye ile 6 saat önde gün yaşanmaya başlanıyor Japonya'da,

Türkiye’de herkesin ayakta olduğu saatler  Japonya'da gece yarısı oluyor .

Tokyo’ya en azından otelin çevresini yalnız gezmek için sabah 07:30 da otelden çıktım 3 saat gibi bir zamanım vardı bunu en güzel kendi başıma yürüyüş yaparak değerlendirebilirdim öylede yaptım bu şehirde  gördüklerimi beynime yerleştirdim peki ne gördüm Tokyo'da  ??? Bu şehirde had bilmeyi gördüm kavga eden tartışan insanlar yoktu 32 milyon sessiz ve alçak sesle konuşuyor yaygara yaparak kendini göstermeye çalışmıyorlardı, temizlik  gördüm yere çöp atmadan da yaşayan insanları gördüm naif insanların temiz koktuklarını ve saygı kurallarının sonradan değil  genetik alışkanlık olduğunu gördüm , çalışma dinini gördüm Buda’nın son sözleri burada eylemleşmiş ve Japonya’yı doğurmuş .Bir şehrin vitrini olan taksilerin ve şoförlerin araçlarına nasıl temiz tuttuklarını ve kendilerine nasıl dikkat ettiklerini gördüm. Kapalı ve açık tüm alanlarda sigara içilmediğini belirlenen  sigara alanlarının  dışında her yerde yasak olduğunu gördüm yerlerde bir tane bile izmarit yoktu. Açıkta inşaat kalıntıları sesleri bağrışan ustalar yoktu Tokyo her gün gelişiyor yeni binalar yeni inşaatlar yapılıyor ancak bunlar bir perdenin arkasında tozu sesi ve doğabilecek tehlikeleri en aza indirerek ,  sistemi gördüm araç sayısı dünyada en yüksek olan bu şehirde  araçların ve yayaların ışıklara nasıl uyduğunu gördüm ne camdan bağıran şoför nede araçlara kızan yaya vardı . Japon insanının kurnazlığı ahlaksızlık olarak algıladığını gördüm akıllı olmanın erdemini bildiklerini gördüm.iş ahlakı verilen sözlerin nasıl yerine getirildiğini gördüm 

Son günde neden iş toplantısı derseniz  çalışmamızı zaten öncesinde kanıtlayarak  sonuçlandırarak gitmiştim Japonya’ya benimle tanışmak isteyen yönetim kurul başkanı Sayın Tanaka (91 yaşında ) ve Enstitü Başkanı Sayın Takamura'nın özel daveti ile gittim, hala işinin başında  bilge sözleri ve tecrübesi ile şirketini ve enstitüsünü yönetmekte kendisine ve tüm yönetim kurulu üyelerine Mustafa Kemal Atatürk’ün büstlerini hediye olarak götürdüm onlarda saygı ile masalarında Atam’a yer açtılar ben buraya kimseden izin almadan başım dik ve hür irademle geldiysem Atatürk'ün Türk kadınına sunduğu bireysellik hakları ile geldiğimi söyledim ... 


 

Dönüş

5 Gün kaldığım Tokyo’dan dönüş ; Ben Tokyo’ya veda etmedim sadece tanışmaya gittim ve yine gitmeyi  Japonya’nın diğer şehirlerini de keşfetmeyi , Ertuğrul fırkateyninin battığı yeri ve  onlara yardım eden köyü ve köylülerle tanışmayı çok istiyorum .Dünya'nın en uzun yaşayan insanların bölgesi olan Okinava bölgesini ve İkigai felsefesini onların dilinde duymayı diğer Buda tapınaklarında tüsünün nefesi açan havasını solumak ,Evreni, Doğayı, Dünya’yı ve kendimizi sorgulatan felsefeyi derinden hissederek bu keşfi tekrarlamak istiyorum. Japonyada’ki dostlarım sizlere çok teşekkür ederim görüşmek üzere Sayanora