DÜNYA BİR KİTAPTIR VE SEYAHAT ETMEYENLER, ONUN SADECE BİR SAYFASINI OKURLAR
Booking.com

19 Kasım 2015 Perşembe

Hafta Sonu Tatili Birgi Ve Gölcük






Birgi ve İzmir'in Abant'ı Gölcük

Hafta sonuna iki gün  kaldı .. nefes almayı hak ediyorsunuz . Tatilfikri olarak İzmir'in Abant'ı dediğimiz Gölcük'ü yazmak istedim... Bozdağlar'da bulunan bu şirin yayla, aynı zamanda gölü ile de ünlüdür. Göl, çevresi çam ormanları ile kaplı yaylanın tam ortasındadır. Nefis havası, konaklama tesisleri ile spor kulüplerinin de kamp yeri olarak kullandığı Gölcük tam anlamıyla bir doğa cennetidir. Denizden yüksekliği yaklaşık 1100 metre olan göl tektonik hareketlerle oluşmuştur. Gölün derinliği ortalama 5 metredir. Gölcük'ün İzmir'e uzaklığı 130, Ödemiş'e ise 18 kilometredir. Göl kenarında 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 1934 yılında kalmış olduğu tarihi bina, bugün halen otel olarak kullanılmaktadır. İzmir ve çevresinden gidecekseniz  bir gece konaklama içinde uygundur , günübirlik  gezinizdede sizi yormadan gününüzü doğada  temiz  havada  fotoğraf tablolarını size sunarak  ve organik  pazar alışverişinizi de yapmanıza imkan sağlar .. 

Gölcük'e bir kaç yerden  gitme  imkanınız vardır.Alaşehir yolundan da gidebilirsiniz  Ödemiş Birgi yolundan da Birgi yolundan  giderseniz M.Ö  7. yüzyıldan bügünümüze gelen  küçük  ama bir o kadarda değerli kasabayı Tarihi Birgi evleri, Kültür Bakanlığı tarafından müze olarak işletilen ünlü Çakırağa Konağı, Ulu Cami, Mehmet Efendi Medresesi, Sultan Şah Türbesi, Aydınoğlu Mehmet Bey Türbesi, Derviş Ağa Cami, Kara oğlu







Cami ve Çeşmesi ile Bizans döneminden kalma Kuleyi görebilirsiniz 





BİRGİ ÇAKIRAĞA KONAĞI
Ege Bölgesi'ne özgü mimari üslubu günümüze kadar korunmuş ender konaklardan birisidir. Konağın inşaatının 1761 yılında Şerif Aliağa tarafından başlatıldığı bilinmektedir. Ancak konağın zengin, renkli ve süslemeli stili, tezyinatının 19. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olduğunu göstermektedir.
Üç katlı, dış sofalı, çift köşk odalı olan konağın zemin kat duvarları taş örgü, orta ve üst kat duvarları ise ahşap çatkı içine dolgu tekniği ile inşa edilmiştir.
Bir iç bahçesi olan konağa geniş ahşap iki ayrı kapıdan girilmektedir. Taş plakalarla kaplı zemin katta, hizmetli, bekçi, misafir kabul yeri, ahır ve samanlık bulunmaktadır. Zemin kattan yukarıya trabzanlı ahşap merdiven ile çıkılmaktadır. Diğer katlara göre alçak tavanlı, kışın kullanılan ara katta, beş oda ve tuvalet bulunmaktadır. Orta kat salonundan yine ahşap, iç merdiven ile yazın kullanılan yüksek tavanlı, üst kata çıkılır. Üst katın planı ara katta olduğu gibi açık sofalı ve uzun dikdörtgen planlıdır. İki sekili, iki çıkmalı, iki köşk odalıdır. Ayrıca eyvan ve taht köşk de mevcuttur. Üst katın tavan ve duvarları, zengin bitki ve meyve motifleri, şehir panoramaları ile süslüdür. Pencereler altta düz, üstte kemerli vitray olmak üzere iki sıra halinde aydınlatmayı sağlamaktadır.
























































18. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen ve resim stilinden de 19. yüzyılın ilk yarısında tezyinatının yapıldığı anlaşılan konak özellikle ahşap işçiliği ve panoramalarıyla dikkati çekmektedir. Bu süslemeler hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır.

Yakın tarihe (1950) kadar konut olarak kullanılmış olan konak daha sonra Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir. 1977 yılında onarımına başlanan konağın çevresindeki bazı evlerin kamulaştırılması ise 1983 yılında gerçekleştirilmiştir. İç düzenleme ve teşhire yönelik çalışmaların tamamlanmasından sonra konak 1995 yılında ziyarete açılmıştır. Ziyarete açık olan bir başka yer de konağın yanıbaşındaki şark evidir


Medrese
Ama Birgi için en önemlisi medresede ders veren hocanın kişiliğidir. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, 1518 yılında Balıkesirli müderris Ali Efendi’nin oğlu olarak doğmuş, ilk eğitimini aldıktan sonra İstanbul’a gidip Ahizade Mehmet Efendi’nin derslerine başlamıştır. Sonra Abdurrahman Efendi’ye bağlanmış ve ihtisas yaparak bazı ilim medreselerinde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devri olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, devrin en büyük üniversitesi sayılan Samaniye Medresesi’ne iyi bir sınav sonucu ile giren Mehmet Efendi, başarılı öğrenciliğin ardından diploma almaya hak kazanmıştı
Bundan sonra medreselerde ders, camilerde halka vaiz ve öğütler veren Mehmet Efendi, Bayramiye şeyhlerinden Adtullah Karamani’nin yanına giderek, tekkeye de girmiştir. Bazı derviş arkadaşlarının kitap ve sünnete uymayan hal ve hareketlerine itirazlarda bulunmuş, her sorunu Kuran-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in sözlerine (hadislerine) danışarak çözmeye çalışmıştır. Kanuni devrinde, hocası Abdurrahman Efendi vasıtasMedrese
Ama Birgi için en önemlisi medresede ders veren hocanın kişiliğidir. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, 1518 yılında Balıkesirli müderris Ali Efendi’nin oğlu olarak doğmuş, ilk eğitimini aldıktan sonra İstanbul’a gidip Ahizade Mehmet Efendi’nin derslerine başlamıştır. Sonra Abdurrahman Efendi’ye bağlanmış ve ihtisas yaparak bazı ilim medreselerinde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devri olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, devrin en büyük üniversitesi sayılan Samaniye Medresesi’ne iyi bir sınav sonucu ile giren Mehmet Efendi, başarılı öğrenciliğin ardından diploma almaya hak kazanmıştı

Bundan sonra medreselerde ders, camilerde halka vaiz ve öğütler veren Mehmet Efendi, Bayramiye şeyhlerinden Adtullah Karamani’nin yanına giderek, tekkeye de girmiştir. Bazı derviş arkadaşlarının kitap ve sünnete uymayan hal ve hareketlerine itirazlarda bulunmuş, her sorunu Kuran-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in sözlerine (hadislerine) danışarak çözmeye çalışmıştır. Kanuni devrinde, hocası Abdurrahman Efendi vasıtası ile Edirne’de Kassam-ı Askeri (miras taksim işi ile vazifeli memur) olarak görevlendirilmesiyle aynı zamanda ders okutur, vaazlarında halkı Kur’an ve sünnete tabi olmaya davet edermiş. İstanbul’a dönerken Kassam-ı Askeri iken aldığı parayı, defter kayıtlarına göre geri vermiş ve helalleşmiştir.ı ile Edirne’de Kassam-ı Askeri (miras taksim işi ile vazifeli memur) olarak görevlendirilmesiyle aynı zamanda ders okutur, vaazlarında halkı Kur’an ve sünnete tabi olmaya davet edermiş. İstanbul’a dönerken Kassam-ı Askeri iken aldığı parayı, defter kayıtlarına göre geri vermiş ve helalleşmiş tir.










Gölcuk'te öğle yemeği  hiç  sorun değildir ister gölün kenarındaki otellerde ünlü ödemiş köftesi veya kendi mangalızda sucuk ekmek yaparak orada ne yerseniz yiyin tadı bir başka oluyor  havasından suyundan heralde Su demişken bölgedeki kırk oluklar  mevkinden  bahsedeceğim . Kırk oluğun yan yana  gelmesinden meydana gelmiş  dilek  dilendiği de söyleniyor ama ben bunu yörenin organik sebzelerinin pazarlanmasında bi durak olması amacıyla yapıldığına inanıyorum .. Gölcük te ne alınır  diye bi soru sorulursa lezzetli Kuru fasulyesi derim şimdiden afiyet olsun .

Hafta Sonu Tatili Birgi Ve Gölcük






Birgi ve İzmir'in Abant'ı Gölcük

Hafta sonuna iki gün  kaldı .. nefes almayı hak ediyorsunuz . Tatilfikri olarak İzmir'in Abant'ı dediğimiz Gölcük'ü yazmak istedim... Bozdağlar'da bulunan bu şirin yayla, aynı zamanda gölü ile de ünlüdür. Göl, çevresi çam ormanları ile kaplı yaylanın tam ortasındadır. Nefis havası, konaklama tesisleri ile spor kulüplerinin de kamp yeri olarak kullandığı Gölcük tam anlamıyla bir doğa cennetidir. Denizden yüksekliği yaklaşık 1100 metre olan göl tektonik hareketlerle oluşmuştur. Gölün derinliği ortalama 5 metredir. Gölcük'ün İzmir'e uzaklığı 130, Ödemiş'e ise 18 kilometredir. Göl kenarında 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 1934 yılında kalmış olduğu tarihi bina, bugün halen otel olarak kullanılmaktadır. İzmir ve çevresinden gidecekseniz  bir gece konaklama içinde uygundur , günübirlik  gezinizdede sizi yormadan gününüzü doğada  temiz  havada  fotoğraf tablolarını size sunarak  ve organik  pazar alışverişinizi de yapmanıza imkan sağlar .. 

Gölcük'e bir kaç yerden  gitme  imkanınız vardır.Alaşehir yolundan da gidebilirsiniz  Ödemiş Birgi yolundan da Birgi yolundan  giderseniz M.Ö  7. yüzyıldan bügünümüze gelen  küçük  ama bir o kadarda değerli kasabayı Tarihi Birgi evleri, Kültür Bakanlığı tarafından müze olarak işletilen ünlü Çakırağa Konağı, Ulu Cami, Mehmet Efendi Medresesi, Sultan Şah Türbesi, Aydınoğlu Mehmet Bey Türbesi, Derviş Ağa Cami, Kara oğlu







Cami ve Çeşmesi ile Bizans döneminden kalma Kuleyi görebilirsiniz 





BİRGİ ÇAKIRAĞA KONAĞI
Ege Bölgesi'ne özgü mimari üslubu günümüze kadar korunmuş ender konaklardan birisidir. Konağın inşaatının 1761 yılında Şerif Aliağa tarafından başlatıldığı bilinmektedir. Ancak konağın zengin, renkli ve süslemeli stili, tezyinatının 19. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olduğunu göstermektedir.
Üç katlı, dış sofalı, çift köşk odalı olan konağın zemin kat duvarları taş örgü, orta ve üst kat duvarları ise ahşap çatkı içine dolgu tekniği ile inşa edilmiştir.
Bir iç bahçesi olan konağa geniş ahşap iki ayrı kapıdan girilmektedir. Taş plakalarla kaplı zemin katta, hizmetli, bekçi, misafir kabul yeri, ahır ve samanlık bulunmaktadır. Zemin kattan yukarıya trabzanlı ahşap merdiven ile çıkılmaktadır. Diğer katlara göre alçak tavanlı, kışın kullanılan ara katta, beş oda ve tuvalet bulunmaktadır. Orta kat salonundan yine ahşap, iç merdiven ile yazın kullanılan yüksek tavanlı, üst kata çıkılır. Üst katın planı ara katta olduğu gibi açık sofalı ve uzun dikdörtgen planlıdır. İki sekili, iki çıkmalı, iki köşk odalıdır. Ayrıca eyvan ve taht köşk de mevcuttur. Üst katın tavan ve duvarları, zengin bitki ve meyve motifleri, şehir panoramaları ile süslüdür. Pencereler altta düz, üstte kemerli vitray olmak üzere iki sıra halinde aydınlatmayı sağlamaktadır.
























































18. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen ve resim stilinden de 19. yüzyılın ilk yarısında tezyinatının yapıldığı anlaşılan konak özellikle ahşap işçiliği ve panoramalarıyla dikkati çekmektedir. Bu süslemeler hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır.

Yakın tarihe (1950) kadar konut olarak kullanılmış olan konak daha sonra Kültür Bakanlığı'na devredilmiştir. 1977 yılında onarımına başlanan konağın çevresindeki bazı evlerin kamulaştırılması ise 1983 yılında gerçekleştirilmiştir. İç düzenleme ve teşhire yönelik çalışmaların tamamlanmasından sonra konak 1995 yılında ziyarete açılmıştır. Ziyarete açık olan bir başka yer de konağın yanıbaşındaki şark evidir


Medrese
Ama Birgi için en önemlisi medresede ders veren hocanın kişiliğidir. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, 1518 yılında Balıkesirli müderris Ali Efendi’nin oğlu olarak doğmuş, ilk eğitimini aldıktan sonra İstanbul’a gidip Ahizade Mehmet Efendi’nin derslerine başlamıştır. Sonra Abdurrahman Efendi’ye bağlanmış ve ihtisas yaparak bazı ilim medreselerinde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devri olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, devrin en büyük üniversitesi sayılan Samaniye Medresesi’ne iyi bir sınav sonucu ile giren Mehmet Efendi, başarılı öğrenciliğin ardından diploma almaya hak kazanmıştı
Bundan sonra medreselerde ders, camilerde halka vaiz ve öğütler veren Mehmet Efendi, Bayramiye şeyhlerinden Adtullah Karamani’nin yanına giderek, tekkeye de girmiştir. Bazı derviş arkadaşlarının kitap ve sünnete uymayan hal ve hareketlerine itirazlarda bulunmuş, her sorunu Kuran-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in sözlerine (hadislerine) danışarak çözmeye çalışmıştır. Kanuni devrinde, hocası Abdurrahman Efendi vasıtasMedrese
Ama Birgi için en önemlisi medresede ders veren hocanın kişiliğidir. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, 1518 yılında Balıkesirli müderris Ali Efendi’nin oğlu olarak doğmuş, ilk eğitimini aldıktan sonra İstanbul’a gidip Ahizade Mehmet Efendi’nin derslerine başlamıştır. Sonra Abdurrahman Efendi’ye bağlanmış ve ihtisas yaparak bazı ilim medreselerinde bulunmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devri olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, devrin en büyük üniversitesi sayılan Samaniye Medresesi’ne iyi bir sınav sonucu ile giren Mehmet Efendi, başarılı öğrenciliğin ardından diploma almaya hak kazanmıştı

Bundan sonra medreselerde ders, camilerde halka vaiz ve öğütler veren Mehmet Efendi, Bayramiye şeyhlerinden Adtullah Karamani’nin yanına giderek, tekkeye de girmiştir. Bazı derviş arkadaşlarının kitap ve sünnete uymayan hal ve hareketlerine itirazlarda bulunmuş, her sorunu Kuran-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in sözlerine (hadislerine) danışarak çözmeye çalışmıştır. Kanuni devrinde, hocası Abdurrahman Efendi vasıtası ile Edirne’de Kassam-ı Askeri (miras taksim işi ile vazifeli memur) olarak görevlendirilmesiyle aynı zamanda ders okutur, vaazlarında halkı Kur’an ve sünnete tabi olmaya davet edermiş. İstanbul’a dönerken Kassam-ı Askeri iken aldığı parayı, defter kayıtlarına göre geri vermiş ve helalleşmiştir.ı ile Edirne’de Kassam-ı Askeri (miras taksim işi ile vazifeli memur) olarak görevlendirilmesiyle aynı zamanda ders okutur, vaazlarında halkı Kur’an ve sünnete tabi olmaya davet edermiş. İstanbul’a dönerken Kassam-ı Askeri iken aldığı parayı, defter kayıtlarına göre geri vermiş ve helalleşmiş tir.










Gölcuk'te öğle yemeği  hiç  sorun değildir ister gölün kenarındaki otellerde ünlü ödemiş köftesi veya kendi mangalızda sucuk ekmek yaparak orada ne yerseniz yiyin tadı bir başka oluyor  havasından suyundan heralde Su demişken bölgedeki kırk oluklar  mevkinden  bahsedeceğim . Kırk oluğun yan yana  gelmesinden meydana gelmiş  dilek  dilendiği de söyleniyor ama ben bunu yörenin organik sebzelerinin pazarlanmasında bi durak olması amacıyla yapıldığına inanıyorum .. Gölcük te ne alınır  diye bi soru sorulursa lezzetli Kuru fasulyesi derim şimdiden afiyet olsun .

18 Kasım 2015 Çarşamba

Tatil Fikriniz Termal mi?












Termal Tatilini Seçerken Dikkat Etmemiz Gereken Hususlar 


Anadolu topraklarında yaşayan medeniyetlerde hamam  daha sonra  kaplıca  şimdiki ismi ile  termal tatili sağlık turizminin bir parçası olarak  bilinmektedir. Anadolu sağlık kültüründe kaplıcalar vazgeçilmez etkinliklerin içinde yer almaktadır. turizmin gelimesi ile Kaplıca olan misafirhaneler yerlerini lüks termal otellere bırakmışlardır. Suyla gelen sağlıktan yararlanmak  dinlenmek ve tedavi olmak yurt dışından bu amaçla gelen misafirlerimizin de sayısını artırmaktadır. Kışın yapacağınız tatilinizde tatilfikri olarak sizlere termal tesislere giderken  dikkat etmeniz gereken  hususları yazmak istedim .Şifalı suların etrafına ya da yakınlarına kurulan işletmelerin ruhsat sahibi olmaları için belirli özellikleri taşımaları gerekiyor. Gittiğiniz ya da gideceğiniz tesislerin yeterli özellikleri taşıdığına emin olmanız lazım.

Kriterler dışındaki termal oteller ve kaplıca tesisleri hem sizi memnun etmeyecek hem de sağlıklı bir hizmet sunmayacaktır. Peki termal otel seçerken nelere dikkat edilmeli? Sağlığımızı tehlikeye atmak istemiyorsak bizim de göz önünde bulundurmamız gereken hususlar var. Bunlar:







Rahatsızlığınıza uygun bir tesis

Seçeceğiniz termal tesisin rahatsızlığınız için uygun olup olmadığına dikkat etmelisiniz. Kaplıcalar hakkında yeterli bilgi edinmeden rezervasyon yaptırmayınız.

Ulaşım kolaylığı

Termal otelinizin kent merkezine yakın olmasına dikkat edin. Dilediğiniz an hastane, mağaza, eczane, taksi durağı gibi ihtiyaçlarınızı karşılamanız gerek.

Hijyen

Kalacağınız tesisin temiz olması aslında en önemli kriteriniz olmalıdır. Herkesin kullandığı havuzların hijyen olup olmadığına emin olmanız gerekiyor. Özellikle ayak havuzlarının gün boyu sıkça temizlenmesi gerekli. Mermer ve fayans malzeme kullanılarak yapılan alanlarda arıtma sistemleri bulunmalı.

Acil müdahale birimi

Meydana gelebilecek ani durumlara karşı anında müdahale edecek bir sağlık ekibinin olması gerekiyor. Hastane ya da poliklinik gibi bir merkezi bünyesinde barındıran tesisleri tercih etmenizde yarar var.
Uzman doktorlar

Alanında ve tedavi yöntemlerinde uzman olmayan kişilerin bulunduğu kaplıcalara gitmemeniz gerekmekte. Sağlık Bakanlığı onayı olmayan merkezlerde çalışan kişilere de ayrıca güvenmemelisiniz.





Fizik tedavi ve rehabilitasyon birimi

Kaplıca tesisleri fizik tedavi uzmanları ve görevlileri ile hastaların farklı ihtiyaçlarına cevap vermeliler. Tedavi yöntemlerinin eksiksiz uygulanması için her birimde hizmet verilmesi önemli.

Uygun Ücretler

Termal tesisler hizmetleri gereği ekonomik olmayabilirler. Ancak çok fazla ücret talep etmeleri de beklenemez. Bütçenize uygun ve tedavi yöntemlerinden emin olduğunuz bir oteli tercih etmelisiniz.

Ayrıca:

Sağlık Bakanlığı onayı gereklidir. Onaylanmamış merkezlere gitmeyiniz.
Restoran seçenekleri barındırmalıdır.
Yürüyüşler için geniş açık alanlar bulundurmalıdır.
Spor merkezleri bulunmalıdır.
Diğer sağlık kurumlarına yakın olmalıdır.
Sistemli ve programlı bir tedavi süreci uygulanmalıdır.
Kesin sonuç alınana kadar düzenli aralıklarla tedaviye devam edilmelidir.

Ayrıca gideceğiniz merkeze sizden önce gitmiş olanların tavsiyelerini de değerlendirebilirsiniz.
Başarılı Bir Kaplıca Tedavisi – Dört Dörtlük Merkezler

Başarılı bir kaplıca tedavisi için donanımlı bir termal tesise ihtiyacınız var. İyi bir termal otel ya da kaplıca hem hastalığınızı iyileştirecek hem de rahat bir tatil geçirmenizi sağlayacak. Size uygulanan tedavinin başarılı olup olmayacağı belirli kurallara dayanır. Aşağıdaki listemizde bulunan uyarılardan birine dahi uyulmadığını gördüğünüzde hemen tesisinizi bilgilendirmelisiniz.

İlk olarak termale gelmeden doktorunuz ile konuyu detaylı bir şekilde konuşmalısınız.
Hastaların sıcak su havuzlarına tok karınla girmemesi gerekir.
Tesislerdeki sulara temiz mayo ile girilmelidir.
Havuzlarda sabun, şampuan, krem, vb. kullanılmamalıdır.
Hastaların vücut ısıları korunmalıdır.
İlk banyo günlerinde kişide olabilecek heyecan, uykusuzluk, halsizlik gibi durumlarda istirahat önerilmelidir.
Suyun özelliklerinin kullanılabilmesi için kişinin hareketsiz tutulması gerekir.
37 dereceden fazla olan sıcak havuzlara girilmemeli ve ilk günler kaplıcada 15 dakikadan fazla kalınmamalıdır.
Hastaları günde 2 seferden fazla kaplıcaya sokmamak gerekir.
Astım hastaları bu tesisleri kullanamaz.
Banyodan sonra hasta istirahat etmelidir.
Yüksek tansiyonu olan kişiler kısa süreli olarak termalleri kullanabilirler.
Hamile ya da yeni doğum yapmış kadınlar kaplıcaya girmemelidir. Bu durumla karşılaşılması halinde yetkililerin acilen uyarılması gerekir.
Regl dönemindeki kadınlar havuzları kullanmazlar.
Siroz hastaları tesislerden faydalanamazlar.
Kanamalı hastalığı olanlar termalleri kullanmamalıdır.
Kaplıca suyu ile kür tedavisi en az 15, en çok 21 gün olmalıdır.
Çocuklar ebeveynlerinden bağımsız havuzlara giremezler.

Yukarıdaki hususlara hem misafirler hem de otel ve tesis çalışanları dikkat etmelidir. Termal seçerken bilgi sahibi olmak çok önemlidir. Bilinçsiz seçimler kötü sonuçlar doğurabilir.






16 Kasım 2015 Pazartesi

Kuşadası Caferli Köyü

















Hafta sonunuzu  Kuşadası'nda  geçirmeyi planlıyorsanız  şehir ortamından sıkılıp  biraz köy  havası alayım diyorsanız   Caferli köyü ile  tanıştırmak isterim .. Ben de tesadüfen keşfettim  Caferli Köyünü hikayesi ve mücadelesi  dikkatimi çekti,organize ettikleri  kaliteli sanat etkinlikleri ve özel günleri dikkatimi çekti  eski ve bakımsız  köyden eser kalmamıştı  İtalya'nın veya Fransanın Turistlik köylerini hatırlatan değişimi ile misafirlerini ağırlamaktadır . Caferli köyü Kuşadası' na  yaklaşık 10 dakikalık mesafededir...
15 yıl önce Avrupa ve Türkiye güzelimiz Nazlı Deniz Kuruoğlu ile kesişir  yolları , Nazlı Hanımın köye yerleşmesi ile  değişim ve gelişim rüzgarları esmeye başlar. Mimar Sinan Güzel Sanatlar mezunu olan Nazlı hanım ruhunun ona sunduğu güzellikleri köye yansıtmaya başlar, değişim  yol kenarındaki görüntü kirliliğine neden olan  çöp konteynarların dan elektrik trafolarından ve evlerin dış boyasından başlanır,çiçekler dikilir  köyün meydanına  güzel bir fırın yapılı ki  gelen misafirlere güzel yemekler yapılsın ekmekler pişirilsin diye  başta bir kaç köy sakiniyle  başlar çalışmalar e kolay olmaz tabiyki öyle hemen kimse elini uzatmaz Nazlı Hanıma engellemeler yıkımlarla karşılaşır.Caferli köyü değişmektedir ve bu değişim gelişim kolay olmayacaktır. birileri de rahatsız olacaktır tabiyki,ancak Nazlı hanım bilinçli ve sabırlı olarak  köyde mücadele verir.


Kuşadası Otelleri İçin TIK 





















"KUŞADASI CAFERLİ KÖYÜ GÜZELLEŞTİRME DAYANIŞMA DERNEĞİ "ni kurar resmi ve yasal yapılmaktadır tüm çalışmalar. Köydeki bu değişim ve gelişim  köyde yaşayan kadınları da motive eder ve  Nazlı Hanımla birlikte çalışırlar sonucunda nemi olur Kataloglara girecek güzel bir köy ortaya çıkar her şeyi doğal ve kendi içlerinden çıkartmışlardır.Turnuvalar, İmza günleri, Söyleşiler, Dinletilerle sesini Türkiye'de sanat dünyasına duyurmuşlardır. Şimdi misafirlerini ağırlamaktan memnun güzel çalışmaların içinde yer almaktadır .. Kuşadası na yolunuz düşerse Hani tatil için veya bir başka nedenden veya  hafta sonunda ne yapalım diyorsanız iyi bir tatilfikri olarak görüyorum. Bizlerden selam söyleyin güzel insanlara ...Beni bu güzel köyle tanıştıran Çokkk uzaklardaki Ege'li ye Sergül Kato 'ya çok teşekkür ederim .