DÜNYA BİR KİTAPTIR VE SEYAHAT ETMEYENLER, ONUN SADECE BİR SAYFASINI OKURLAR
Booking.com

30 Ağustos 2016 Salı

Uşak Ulubey Kalyonu & Cam Teras


www.tatilfikri.com.tr

Dünya'ın ikinci büyük kalyonu şanslıyız ki  bizim ülkemizde nerede peki ? Çok ta  gidilmeyecek görülmeyecek  noktada  değil  Uşak merkeze 30 km mesafede olan Ulubey  Kalyonu 45 km  uzunluğu ve 130 -170 metre değişen  derinliği ile Dünya'da Arizona Kalyonun'dan sonra ikinci büyük kalyon olarak bilinmektedir ... Kalyonun iç havzası verimli toprakların olduğu ortamı sunmaktadır,ancak Ulubey kalyonunu son günlerde ön plana çıkaran en büyük özellik Ulubey Kaymakamlığı tarafından yaptırılan Cam teras parktır 300 metre kullanım alanıyla  ziyaretçilerine Ulubey kalyonunun güzelliklerini  sunmaktadır Özellikle fotoğraf çekmeye meraklı iseniz güzel bir keşif olacağını sizlere söylemek isterim. 2015 senesinde hizmete sunulan Kanyon Cam Teras Park’ta 300 metrekarelik bir kafeterya ve 135 metrekarelik camdan oluşan seyir terası bulunmaktadır. Cam teras üzerinde metrekareye düşen ağırlık ise 801.2 kg’dır. 30 mm kalınlığa sahip olan camlar kurşun geçirmez özelliktedir.

Eğer yükseklik korkunuz varsa ve ilk defa bir cam teras üzerine çıkacaksanız kalp atışlarınızı kontrol etmekte zorlanabilirsiniz. Ta ki alışana kadar. Aşağıya baktığınızda kendinizi boşlukta hissedecek ve çevrenizdeki diğer kişilerin ‘Acaba kırılır mı, çok sallanıyor’ gibi korkuyla merakın karıştığı kelimeleri rahatlıkla duyabileceksiniz. Yolunuz Uşak'a düştüğünde halılarını ve bu güzel kalyonu görün  giriş ücreti sadece 3 TL ...#tatilfikri B.B

Uşakta Konaklama yapabileceğiniz Oteller için Tıklayınız 











www.tatilfikri.com.tr

28 Ağustos 2016 Pazar

Santorini'de Tatil




#tatilfikri

Tatil fikriniz de yunan adalarına gitmek keşfetmek mavi ve beyazın bütünlüğünü ve Ege'yi komşudan görmek istiyorsanız  birde yanınızda sevdiğinizle birlikte bu güzel deneyimi yaşamak istiyorsanız Santorini sizleri beklemektedir Santorini küçük bir adadır ancak konaklama tesisi bakımından Yunan adalarının içinde en fazla olanıdır Santorini'de konaklama yapabileceğiniz oteller için tıklayınız


MÖ 1650 - 1450 yılları arasında püskürmeye başlayan volkan, kısa sürede çökerek adanın 73 kilometrekarelik bir alanının deniz altında kalmasına yol açtı. Bu tarihte bilinen en büyük volkanik etkinliklerden biridir, Doğu Akdeniz'de çok büyük yıkıcı etkiler yaratan doğa olaylarına neden olmuştur. Bilinen en büyük yıkım Girit'te gerçekleşti, merkezi bu adada olan Minos uygarlığı üzerinde büyük tahribat yaptı.

Çökmenin ilk etkisi, çöküntünün neden olduğu tsunami sonucu, Girit'in kuzey ve kuzey batı kıyıları boyunca yer alan balıkçı köylerinin, denizden fazla yüksek olmayan yerleşimlerin ve denizlerde ya da limanlarda bulunan ticaret ve balıkçı teknelerinin yok olmasıydı.
İkinci dalga etki, rüzgarın sürüklediği toz bulutlarından serpilen volkanik küllerdi ve Girit adasının neredeyse tamamının, on santimetre kalınlığında bir volkanik kül tabakasıyla örtülmesine neden oldu.
Minos uygarlığının tarih sahnesinden silinişinin bu olayın sonucu olduğu konusunda bugün için net bir görüş yoktur. Minos uygarlığının, bu felaketin yol açtığı tahribatın ardından Miken savaşçılarınca yağmalandığı ve yakıldığı görüşü, genel kabul görmektedir.

Bugün Santoron, Akdeniz'in en çok rağbet gören turistik bölgelerinden biridir.
Santorini yükseklere kurulmuş yerleşimleri dağ tepe üzerine konumlanmış pek çok güzel köyden oluşmaktadır. Bu sebeple özellikle yaz aylarında kalp hastası olanların gitmesini pek tavsiye etmem. Çünkü her yer yokuş her yer kayalık maalesef

Adaya Cruise ile gelenlerin geliş saatlerine göre yapabilecekleri çok alternatifli etkinlikler bulunmamaktadır.  Cruise ile gelenler Eşeklerin sırtında veya Teleferik ile Fira merkeze çıkıp etrafı dolaşabilirler veya gün batımı saatinde gelindi ise de Oia’ya gidip gün batımını izleyebilirler. Daha fazlası için pek vakit bulabileceklerini zannetmiyorum. Adaya serbest zaman ile gelecek olanların da, araç kiralayarak veya tekne turlarına çıkarak adanın güzel yerlerine ulaşma imkanları vardır.
Ada çok büyük değil ve her yerde size verdikleri harita ile birazcık harita bilginiz varsa yolları rahatlıkla bulabilir ve radyonuzda Yunan müzikleri eşliğinde adayı özgürce keşfedebilirsiniz.
Kamari, Perissa/Perivolos Plajları
Yukarıda da bahsettiğim üzere, Santorini’ye Deniz Kum Güneş tatili için gidecekseniz hiç gitmeyin, Bizim ülkemizde çok çok daha güzel plajlar mevcut. Onları değerlendirin ve güzel plajlar bulmayı da beklemeyin. Zaten adanın da plaj denilebilecek tek bölgesi güneyde bulunan bu üç plajdır. Kamari, Fira merkeze çok yakın ancak oldukça kalabalık ve yoğun bir plaj ve denizi de çok güzel değil ancak bir defa da olsa görülmesi gerekli. Kameni Perivolos’a göre daha sessiz ve halk plajı havasında. Yüksek gürültülü müzikler ve beach partileri burada bulamazsınız
Perissa ve Perivolos ise sıra sıra beach clubları ve kafe bar tavernaları ile tam bir sahil eğlence bölgesidir. Sahilde sıra sıra dizilmiş şezlong ve şemsiyelerin her biri başka bir cluba ait ve locaları da görmek mümkün. Tabi arada bir sahilde dolaşan garsonlar aracılığı ile yiyecek ve içecek tüketimi de yapabiliyorsunuz. Santorini’de denize girmek için tek uygun yer bizce Perivolos plajlarıdır. Çok da özelliği olmayan Siyah(aslında gri) Kumdan oluşan bu plaj denize girebilmek için normal yollardan ulaşabildiğiniz iki plajdan biridir.
Pyrgos ve Megalochori Köyleri
Fira’dan güneye doğru giderken özellikle Perissa bölgesine geçerken Pyrgos ve Megalochori köylerinden geçersiniz. Pyrgos; diğerine göre daha büyük ve gelişmiş bir yerleşim alanı. Ancak köy merkezinden yukarıya doğru merdivenlerden çıkıp geleneksel yunan (ege) köylerinin ara sokaklarında dolaşabilir ve Yukarıdaki kiliseyi görebilirsiniz. Adaya kuş bakışı bakmak ve geleneksel havayı tatmak için iyi bir mekan.
Megalochore ise; Pyrgostan Perivolos’a giderken yol üstünde “traditional village” ibaresi ile görebileceğiniz çok küçük ve sevimli bir Yunan Köyüdür. Burada da sokak aralarında dolaşıp köyü gezebilir ve köy merkezindeki restoranda yerel tatları tadabilirsiniz. Ayrıca lokal bir şaraphanede üretilen şarapları da tadabilirsiniz
Red Beach
Perivolostan çıkıp adanın en güney ucuna doğru akrotiri yönünde ilerlediğinizde bir yol ayrımına ulaşırsınız. Yollardan biri Red Beach adlı kızıl kumsala diğeri de tarihi yerleşimlere gitmektedir. Biz yaz sıcağının etkisi ve zaten adadaki yokuşlardan usanmış olmamız sebebi ile red beach yönüne ilerleme kararı verdik. Ancak bir süre sona yolun bittiğini ve park ederek yürümek gerektiğini anladık.Yaz sıcağı altında bir tepeyi aştıktan sonra karşımızda Red Beach bütün ilgniçliği ile durmaktaydı. Gerçekten de kırmızı olan kumsal gidenleri gerçekten de şaşırtmakta ve ilgi çekmektedir. Görmenizi tavsiye ederim.
Light House (Deniz Feneri)
Kırmızı plajdan çıkıp en güneye yol aldığınızda 20 dk yolculuktan sonra adanın en güney uç noktası olan Deniz Fenerine ulaşabilirsiniz. Deniz Feneri adanın en muhteşem olayı olan gün batımının izlenebileceği en iyi 2.noktadır. (İlk nokta Oia) Ancak güneye yaptığınız yolculuktan sonra gün batımı için tekrar kuzeye gitmek zor olacağı için buradan da tören için gelen tüm bu insanlarla güneşin batışını izlemek çok güzel oluyor.
ADANIN KUZEYİ
Fira’dan Adanın Kuzeyine doğru giden iki yol vardır. Eğer bulabilirseniz daha kolay olan alt yoldan gitmenizi tavsiye ederim. Kuzeyde görülebilecek iki nokta var.
 Amoudi
Amoudi, Oia’nın tam olarak altına kalan küçük bir koy ve balıkçı kasabasıdır. Koy’da sıralı balık tavernalarından istediğiniz birinde oturup taptaze balıklardan dilediğinizi yiyebilirsiniz.
Amoudi, Muhteşem Oia köyünün tam altında olup, yukarıya ulaşım merdivenler veya resimde görülen eşşek taksilerle sağlanıyor.Ayrıca; yine uzun bir yürüyüş sonunda adanın en uç kesimindeki kayalıklardan denize girebilirsiniz
Oia
Ve en sonunda Santorini’yi Santorini yapan ve her tanıtımında gördüğümüz mavi kubbeli deniz manzaralı kiliseleri barındıran muhteşem Caldera manzaralı Oia Okunuşu iya olan bölge adanın en meşhur ve en güzel köyü bence. Ayvalıkta’ki Şeytan Sofrasının biraz daha güzeli bir manzaraya hakim bir tepenin üzerine kurulu köyde çok pahalı butik oteller mevcut.B.B
Santorini otelleri için tıklayınız 












10 Ağustos 2016 Çarşamba

Cevat Şakir "Balıkçı"







Cevat Şakir Kabaağaçlı, ben ona Bodrum'lu lar gibi  (Balıkçı) diyeceğim, sürgünü Bodrum olunca  hayatındaki en önemli aşkı  Ege  aşkını bulur. O aslında bir Anadolu aşığıdır ırkçılığın değil Anadolunun var olduğu  dönemlerden beri olan medeniyetlerin medeniyetlerin içindeki filozofları bilim ve ilim kahramanlarını sanatçılarına mitolejinin tanrı ve tanriçalarına aşıktır..Cevat Şakir Kabaağaçlı veya tanınan adıyla Halikarnas Balıkçısı (17 Nisan 1890, Girit – 13 Ekim 1973, İzmir), Bodrum'a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikâye yazarı.
17 Nisan 1886 tarihinde, Osmanlı'nın son köklü ailelerinden Şakir Paşa Ailesine mensup babası yüksek komiser olarak görev yaptığı Girit'te doğdu. Babası Girit ve Atina'da sefirlik ve valilik yapan Mehmet Şakir Paşa, annesi Giritli Sare İsmet Hanım; amcası II. Abdülhamit devri sadrazamı Cevat Şakir Paşa, dedesi Şurayı Askeri Dairesi Reisi Miralay Mustafa Asım Bey'dir. Kendisine, iki evliliğinden de çocuğu olmayan ve onu kendi çocuğu gibi seven amcasının ismi verildi.
Cevat Şakir, altı çocuklu ailenin en büyük evladıydı. Ailesinin tüm fertleri sanatta yetenekliydi. Sırasıyla dünyaya gelen Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrelnisa ve Aliye adlı kardeşlerinden Fahrelnisa resim alanında, Aliye gravür alanında üne kavuştu; Hakkiye’nin kızı Füreya Koral, ilk Türk kadın seramikçi oldu; Fahrelnisa’nın çocukları Nejad Devrim ressam; Şirin Devrim ise tiyatrocu oldu.
Cevat Şakir, çocukluk hayatının ilk yıllarını babası Şakir Paşa’nın elçi olarak bulunduğu Atina’da geçirdi. İlköğrenimini Büyükada'da, orta ve liseyi 1907'de Robert Kolej'de tamamladı. İlk yazısı aynı yıl İkdam Gazetesi’nde yayımlandı. Bu, İngilizce’den tercüme bir yazıydı. Lise öğreniminden sonra İngiltere’de denizcilik öğrenimi yapmak istediyse de ailesinin ısrarı ile Oxford Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gördü. 1913’te İtalyan bir hanımla evlenerek İtalya’da kaldı, resim öğrenimi gördü.
İstanbul'a döndüğünde gazete ve dergilerde yazılar yayınlamaya başladı. Aile, 1914 yılında maddi sıkıntı içine girmiş ve babası Mehmet Şakir Paşa Afyon’daki Kabaağaçlı çiftliğine yerleşmişti. Babasının çiftlikte bir tartışma anında Cevat Şakir’in silahından çıkan kurşunla vurulması üzerine Cevat Şakir cinayet iddiasıyla yargılandı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra baş gösteren verem hastalığından ötürü tahliye edildi.1925 yılına kadar geçimini haftalık dergilerde tercümeler, yazılar yayınlayarak, resim ve yeni tarz tezhipler yaparak, karikatür yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları hazırlayarak temin etti. Türk basınında kapakçılığın gelişmesinde katkısı vardır.
Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum'daki büstü
Dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak Hüseyin Kenan takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. ‘Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak’ tan suçlu bulundu. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. 3 yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamladı.
Cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamadı ve Bodrum'a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı.
Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum’da yazdı. İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım’la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocuklarının ortaöğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir’e nakletti. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği ile sürdürdü, rehberlik kurslarında da ders verdi. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü. Kabiri Bodrum-Gümbetteki Türbe Tepesinde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerde küçük bir müzesi ile birlikte Halikarnas Balıkçısı Müzesi adı altında bulunmaktadır.
Edebi hayatı
1926'dan sonra deniz hikâyeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi.
Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı'na Kültür Bakanlığınca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir.
Cevat Şakir Bodrum'da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikirini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Bu mavi yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, istanköy peksimeti, tütün ve rakı idi. Mavi yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysaki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolculuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir.
Eserleri
Öykü
Ege Kıyılarından (1939)
Merhaba Akdeniz (1947)
Ege'nin Dibi (1952)
Yaşasın Deniz (1954)
Gülen Ada (1957)
Ege'den (1972)
Gençlik Denizlerinde (1973)
Parmak Damgası (1986)
Dalgıçlar (1991)
Çiçeklerin Düğünü (1991)
Ege'den Denize Bırakılmış Bir Çiçek
Mavi Zamanlar
Gülen Ada
Roman
Aganta Burina Burinata (1945)
Ötelerin Çocukları (1956)
Uluç Reis (1962)
Turgut Reis (1966)
Deniz Gurbetçileri (1969)
Bulamaç
Bodrum ve Muğla'lılar çok şanslı onu tanımakla onun diktiği ağaçların altında serinlemek... Sandaletlerin den şu an dünyanın  bir çok yerinden koylarını görmeye geliyorsa misafirler ve koylarından gelir elde ediyorlarsa bunu Balık'çıya borçludurlar.. Ülkemizin Turizm cevherlerinden hocaların hocası Şadan Gökova'nın anlatımı ile Balık'çının hayatının kesitlerini "Ben Halikarnas Balıkçısı Doğdum Sevdim Öldüm " kitabında bulabilirsiniz... BB

Bodrum ile ilgili yazı dizimizi okumak için Tıklayınız





Hollanda'da Ekonomik Konaklama ve Tatil





Hollanda'da konaklama yapacağınız otellere ulaşmak artık çok kolay. Onlıne Rezervasyon sistemi ile Hollanda'nın önemli şehirlerinde ister rezervasyon anında ister otelde ödeme imkanı ile  sizlere büyük kolaylık sağlamaktadır Hollanda kayıtlarınd 8658 tane otel bulunmaktadır ...B.B

Rotterdam İle ilgili detaylı bilgi için Tıklayını z

Amsterdam ile ilgili detaylı bilgi için Tıklayınız 

Hollanda'da konaklama yapabileceğiniz otellerin listesi için Tıklayınız