TATİL FİKİRLERİ - KİRALIK ARAÇLAR - OTELLER - GEZİLECEK YERLER - ŞEHİR BİLGİLERİ - FESTİVALLER - EKONOMİK OTELLER - TATİL KÖYLERİ - RENT'A CAR

Bu Blogda Ara

Booking.com

26 Kasım 2018 Pazartesi

Şeb-i Arus'un Verdiği Huzur



                                                     


Şeb-i Arus'un Verdiği Huzur

Konya'da yapılan Şeb- i Arus törenlerine katılmak  kendinize ayıracağınız  zamanların içinde  olması gereken  huzura yolculuktur aslında. Ülkemizin ve dünyanın  bir çok ülkesinde Sema Törenleri yapılmaktadır  Sema törenleri ayrı niteliktedir, Şeb-ı Arus'u temsil eder ancak temsili nitelikte olduğunu unutmamak  gerekir...

Mevlevilikte  Mevlana Celalaettin Rumi'nin 17 Aralık ölüm günüdür .. felsefe inanışında da düğün günüdür. Aralık Ayında  törenleri  izlemesi için organizasyonlar yapmaktadır. ulaşım otel konaklaması ve tören yapılan salondaki yerlerinizin organizasyonuna kadar incelikle  programı incelemenizi tavsiye ederim .



Muhammed Mustafa Celaleddin kimdir? 
“Rum-i” ünvanı ve “Mevlana” lakabını – sıfatını nasıl aldı?
Mevlana 1207 yılında bugünkü Afganistan, o dönemde İran sınırları içerisindeki Horasan eyaletinin Belh şehrinde doğan, ünlü Türk felsefecisidir. Horasan bölgesi MÖ 600 – MS 1400 yılları arasında batı, doğu ve din felsefelerinin birbirine bilgi aktardığı Orta Asya’nın en önemli yeridir. 4 yaşında babasından felsefe, filoloji ve din dersleri almaya başlar. 1214 yılında Bağdat’a, 1218 yılında Konya – Karaman’a göç ederler ve babası Bahaeddin Veled için Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından Konya’da medrese (akademi tarzında okul) yapılır. Batıdaki Anadolu Selçuklu topraklarına Rum diyarı denildiği için isminin sonuna “Rum-i” (Rum diyarında yaşayan) eki alır. Babası Bahaeddin Veled öldükten sonra (1231 yılında) akademide ders vermeye başlar. Sevgi ve saygı göstergesi olarak öğrencileri ve sevenleri tarafından “Mevlana” (Efendi) lakabı verilir. Böylece ismi ünvan ve sıfatlarla birlikte tam olarak “Mevlana Muhammed Mustafa Celaleddin-i Rum-i” olur. Türkçe konuşulan yerlerde ve İran’da kısaca Mevlana denilmektedir.



“Şeb-i Arus” anlamı nedir?
 Şeb-i Arus kelimesi “Düğün Gecesi” demektir. Mevlana ölüm gününü “Hakk’a vuslat” yani “Yaratana Kavuşma” (Düğün Günü-Gecesi) saymıştır, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” der. Ölüm Mevlana için kişinin aslına dönüşü, kaynağının ilahi bir cevher olması nedeniyle “Allah’a dönüş” olarak yorumlar. Bir başka ifadeyle ölüm “cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır”. Ölüm, Müslümanlık öncesi Türklerde de aynı şekilde ifade edilir.



Şeb-i Arus töreni nedir?
Mevlana’nın ölüm günü (veya vuslat günü) olan 17 Aralık tarihinde, Mevlana’yı anma amacıyla her yıl yapılan törenin adıdır. 743.yapılacak olan  Şeb-i Arus töreninin  her yıl 17 Aralık tarihinde ikindi vaktinden sonra Kur’an-ı Kerim okunarak ve Ayn-ül Cem (toplu olarak Sema töreni) yapılarak gerçekleştirilir.




Sema nedir?
Sema kelimesinin karşılığı dönmek değildir, Mevlevilikte dönmek tabiri yoktur; Mevleviler Sema eder. Sema, Mevlana’dan çok önceleri de İslam toplumlarında bilinmekte ve tasavvuf geleneği içerisinde yapılmaktaydı.

‘Sema’ kelimesi “gök, evren” anlamındadır. Mevlevilik’te ise ‘Sema’ kelimesi, “işitmek, evrenin sesini işitmek” anlamındadır. Yani, ilahi varlık olan Allah’ın yarattıklarının sesini duymak ve bu sese cevap vermektir. Sema hareketi sembolik olarak kainatın oluşumunu, insanın alemde dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “İnsan-ı Kamil” (insanın bilgi ile olgunlaşması) doğru yönelişini ifade eder. Tasavvuf müziği insan kalbinin atış ritminde yapılır ve bunu dinlerken duygulanarak Sema yapılır. Bunu Uzak doğu felsefesinde “meditasyon”a benzetebilirsiniz. Mevlana zamanında belli bir düzen olmadan, dini ve tasavvuf coşkusu ile yapılan Sema, Mevlana’nın ölümünden sonra oğlu Veled Çelebi, Ulu Arif Çelebi, Emir Abid Çelebi ve Pir Adil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, öğrenilir ve öğretilir olmuştur. Kaynaklar, Sema ayin ve sistematiğinin son şeklini Pir Adil Çelebi zamanında aldığını bildirir, yani bugün yapılan Sema 1460’lardan beri aynı şekilde gerçekleştirilmektedir.

Mevlana’nın müzik olmadan Sema yaptığı; hatta çarşıda, sokakta, camide de Sema yaptığı kaynaklarda anlatılmaktadır. Mevlana’nın ölümünden sonra halefi Hüsameddin Çelebi tarafından Cuma namazını müteakip, Kur’an okunduktan sonra toplu bir halde Sema yapılması bir gelenek haline getirildi. Bununla beraber belirli bir zaman ve mekana bağlı kalmaksızın Sema yapıldığı da bilinmektedir.



Semahane, Semazen ve Mevlevi kıyafetleri ve bazı eşyaların anlamları
Post: Kuzu veya ceylan derisinden yapılan post (diğer adıyla postniş), Hz. Muhammed ve Mevlana’nın makamını temsil eder. Semahane içinde, kapının tam karşısında yer alır. Diğer dervişlerin postlarıyla karıştırılmasın diye kırmızı renklidir.
Hatt-ı İstiva: Semahane kapısından, postun (makamın) olduğu yere giden manevi çizgidir.
Hatt-ı İstiva çizgisinin sağ tarafı: Bu dünyayı, canlıları temsil eden Dünyevi bölüm
Hatt-ı İstiva çizgisinin sol tarafı: Öbür dünyayı, ruhları temsil eden Ahiret bölümü
Baş semazen: Sema’ya katılacak ekibin sorumlusu.
Semazenbaşı: Sema’nın düzenli yapılması için görevlendirilen kıdemli derviş diyebiliriz.
Postnişin: Mevlevi tarikatının şeyhi yani Post’u (Makam’ı) temsil eden kişidir. Tarikat içinde zamanla kıdem alan ve çeşitli görevlerden sonra gelinen makam. Bu makam rütbe olarak değil, görev olarak görülür.
Postnişin başlığı: “Postnişin Sikke” denilir, keçeden yapılır, yaklaşık 40 cm. yükseklikte silindir şeklinde tepesi oval başlıktır. Keçe rengi kahverengidir, üzerinde “destar” denilen yeşil kuşak bulunur, kuşak 3 şerit olarak sarılır.
Derviş: Tarikat üyesi.
Semazen kıyafetleri, başlık: Sikke adı verilir. Keçeden yapılır, 45-40 cm. yükseklikte silindirik külah şeklindedir, tepesi düzdür, kahverengidir. Tasavvuf anlamı “mezar taşı”
Semazen kıyafetleri, elbise (gömlek, yelek, kuşak, pantolon içlik): Semazenin tüm kıyafetleri beyaz renklidir. Elbiseye “Tennure” adı verilir, beyazdır, pamuklu kumaştan yapılır, tören kıyafetidir, tasavvuf anlamı “kefen”.
Semazen kıyafetleri, mes: Günümüz karşılığı patik, tabanı yumuşak ayakkabı. Kuzu derisinden yapılır, siyah renklidir. Tasavvuf karşılığı yoktur.
Semazen kıyafetleri, hırka: Tennure üzerine palto olarak giyilir, ayak bileğine kadar uzundur. Siyah veya kahverengidir. Tasavvuf anlamı “mezarı örten toprak”
Hırka ve Post öpmek: Oturdukları Post bu dünyayı, hayatı; sırtlarına aldıkları hırka öbür dünyayı, ölümü simgelemekte. Hayata ve ölüme duyulan saygıdan dolayı semazen yaşadığı için Post, öleceği için Hırka’yı öper.
Sikke üzerindeki beyaz şerit: Mevlevi tarikati üyesi olmayan ama Mevlevi dergahlarında (okul) ders veren öğretmenler vardı. Bu kişiler mevlevi sikkesi veya sarık takabilirdi. Öğretmenlerin sikkelerinin üzerine görevlerinin anlaşılabilmesi için beyaz kumaş şeritler sarılırdı.

Sema töreninde semazenlerin hareketlerinin anlamları
Semazen kolları çapraz olarak durmasının anlamı nedir?
Sema’ya kalkmadan önce, Postnişin’den onay beklerken kolları kapalı, sol ayağı sağ ayağının üzerinde bekler. Bu görüntüsüyle “Elif” harfine (Arapça “A” harfi) ve “1” rakamına benzer. Tasavvuf anlamı, Allah’ın tekliğini göstermektir.

Semazenin Sema yaparken kollarını ve ellerini açmasının anlamı nedir?
Sema yaparken kollarını iki yana açar. Sağ eli yukarıya, sol eli aşağıya dönüktür. Bu hareket Hakk’tan alıp, halka dağıtmak anlamındadır.

Bu hareketi biraz açıklamak gerekiyor; dervişler dünyevi hayatla olabildiğince az ilgilendiğine ve Hakk’tan maddi birşey almadığına göre halka dağıtabileceği şey dünyevi – maddi olamaz. Dervişin ilgi konusu ilahi varlığı anlamaya çalışmak olduğuna göre Hakk’tan alabileceği şey sadece bilgi olabilir. Dolayısıyla bu hareketin tasavvuf anlamı, dervişin sağ eliyle Hakk’tan aldığı bilgiyi sol eliyle halka dağıtmasıdır.

Dervişin kollarının çok yukarıda veya aşağıda olmasının, dirseklerden kıvrık olmasının, başının yatık veya dik olmasının kendi başına bir anlamı yoktur. Ama genel olarak başın dik, kolların iki yana tam açık ve ellerin dengeli bir şekilde yukarı – aşağı dönük olması simetri kaygısından dolayı beklenti oluşturur. Görsel dünyadan kurtulun, herşeyi kutsallaştırmaktan ve hurafeden (saçma hareketler) uzaklaşın. Zihninizi ve aklınızı Sema’nın içsel yükseliş aşaması olan “ölmeden ölmek” fikrini düşünün.

Sema töreni (Mevlevi Mukabelesi) nasıl yapılır?
Baş semazen Semahaneden içeriye girer, meydana selam verir, meydanın sağ tarafından gidip Post’u yere serer. Post’un başında İhlas suresini 3 kere, Fatiha suresini 1 kere okur. Başta Peygamber Efendimiz ve tüm Peygamberler, Cihar-i Yar-i Güzin, Sahabe-i Kiram, tüm Pirler, Hz. Mevlana, geçmiş üstatlar ve tüm Ümmet-i Muhammed’e bağışlama (dua) yapılır. Daha sonra meydanın sol tarafından devam ederek meydandan çıkar.








22 Kasım 2018 Perşembe

Umuda Bin Turna Kuşu







Anadolu'da  türküler  şarkılar bestelenen haberci  kuş.Orta Asya, uzak doğu ve Japonya'da ölümsüzlük, uzun ömür ve güzel dileklerin umutların olmasına aracı olduğuna inanılan özel kuş.
Japonya'nın  mit  inanışlarında önemli yeri olan, minyatürlerinde sanat desenlerinde özellikle kullanılır Turna Kuşu.

Tatil fikirlerin de uzak doğu ve özellikle Japonya'yı terci eden gezginlerin görmesini tavsiye ettiğimiz anıt ve anıttaki  küçük kızın hikayesi.

İşte bu hikaye  1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir.

Japon sanatın da Origami herkes tarafın dan bilinmektedir . Origami sanatının da  en önemli obje Turna Kuşu temasıdır . bu tesadüf değildir çünkü  mitlerin de  1000 tane origamiden turna kuşu yapanın tüm dileklerinin kabul edildiği,uzun ve güzel hayat  yaşayacağı inancı vardır .

Japonya Hiroşima'ya Atom bombası atıldığında 2 yaşın da olan  Sadoka Sasaki tüm ailesini  bombanın atıldığı gün  kaybetmiştir. Yetim ve öksüz kalan Sasaki 12 yaşında bombanın etkisi ile kanser olur hastaneye yatırılır durumu ümitsiz dir ancak çocukluğunun verdiği enerji ve sevecenlikle hastane koridorlarında hastalara ve ona bakan doktorlara neşe vermektedir. En yakın dostu  80 yaşında kendisi gibi Kanser hastası olan yaşlı bir kadındır.Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul”demiş ve son nefesini vermiş.

Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan  turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.

Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.

Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hasta bakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir müzede sergileniyor…

Bu hikaye Japonya’da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.

Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir.

Küçük kızın hayatı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.

Ayrıca Hiroşima ve ABD’de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır.

Sayısı her yıl yüz binlerce çocuğun elleri ile yaptığı origami sanatıyla turna kuşu Hiroşima'ya postalanmaktadır . ülkemizde de bunun öncülüğünü Sunay Akın oyuncak evi yapmaktadır .

Turna  Kuşu  mitolojik hikayesinde ölümsüzlüğü  ve umudu temsil ederken  Sadoka sayesinde ölümsüzlüğün  ve umudur  Savaşsız  Barış Dolu bir Dünya'da yaşanacağı mesajını Dünya'ya bırakmıştır.B & B

 KIZ ÇOCUĞU
Kapıları çalan benim 
kapıları birer birer. 
Gözünüze görünemem 
göze görünmez ölüler.

Hiroşima'da öleli 
oluyor bir on yıl kadar. 
Yedi yaşında bir kızım, 
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce, 
gözlerim yandı kavruldu. 
Bir avuç kül oluverdim, 
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için 
hiçbir şey istediğim yok. 
Şeker bile yiyemez ki 
Kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı, 
teyze, amca, bir imza ver. 
Çocuklar öldürülmesin 
şeker de yiyebilsinler.

Nazım Hikmet Ran 

















18 Kasım 2018 Pazar

Hollanda ー Rotterdam ー オランダ ー ロッテルダム

                                       

Rotterdam, Hollanda'nın Güneybatısında bulunur. Amsterdam'dan sonra nüfus olarak 2. büyük şehirdir, fakat Rotterdam'ın yüz ölçümü daha büyüktür. Rotterdam, Avrupa'nın en büyük limanını bünyesinde barındırır. Dünyanın dört bir yanından getirilen kargoların kıtaya kuzeyden giriş noktasıdır. İsmini Rotte ırmağından almaktadır. Nüfusun yaklaşık yarısının Hollanda kökenli olmadığı bu şehirde, yüzde 8'in üzerinde bir Türk nüfusu da yaşamaktadır.


Rotterdam'da Gezilecek Yerler
Boijmans Van Beuningen Müzesi
Diergaarde Blijdorp Hayvanat Bahçesi
Thermen Sauna
Witte Huis
Doğal Tarih Müzesi
Wereld Müzesi
Sonneveld Evi                                
Erasmus Köprüsü
Willemsburg köprüsü
Maritime Museum (Denizcilik Müzesi)
Hollanda Mimarlık Enstitüsü (NAI)
Het Schielandshuis Müzesi
Euromast Kulesi'dir.

Rotterdam 617.347 nüfusa ve 173 değişik etnik kişiye ev sahipliği yapıyor ve Amsterdam'dan sonra Hollanda'nın en büyük belediyesi olma hüviyetine sahip. Rotterdam limanı dünyaca meşhur ve Avrupa'nın en büyüğü. Sadece bu özellikleriyle bile şehir, gezi severler için ilginç fırsatlar sunuyor.

Rotterdam her an yaşayan ve dinamik bir dünya şehri.
Dünya'nın en büyük liman kentlerinden biri olmasıyla bilinen Rotterdam, aynı zamanda sanat, kültür ve mimari alanında da önemli bir marka. Fakat huzur ve sakinlik isteyenler için de yeşil ve doğayla iç içe kısmıyla şehirde her arayana aradığını bulma fırsatı var. Gelin Hollanda'nın bu güzel şehrini biraz daha yakından tanıyalılım

Tarihi
1270 yılında Rotte isimli küçük nehire bir baraj yapılınca, küçük bir balıkçı kasabası oluşacak ve bu kasaba ileride modern bir dünya kentine dönüşecekti. Rotterdam 1340 senesinde şehir statüsünü elde etti ve daha sonrasında gemicilik ve ticaretteki inanılmaz gelişmeden ötürü yeni limanlara kavuştu. 1663 senesinde Rotterdamı ziyaret eden Evliye Çelebi de bu inanılmaz gelişmeden etkilenenlerden biriydi. Ne yazık ki 2. Dünya Savaşında Rotterdam şehir merkezinin büyük bir kısmı yerle bir edildi ve Alman ordularının bu hava saldırısından (14 mayıs 1940) geriye pek bir şey kalmadı. Fakat Hollandalıların çalışkanlığı neticesinde saldırıdan iki hafta dahi geçmeden yeniden inşa çalışmaları başladı.
Mimari
Rotterdam bir liman kenti olmasının yanı sıra aynı zamanda mimarı özelliklerinden dolayı da uluslararası üne sahip bir şehir. Bu anlamda Erasmus Köprüsü belki de en dikkat çekici yapıların başında geliyor. Euromast ise Rotterdam'ı kuş bakışı seyretmek isteyenler için güzel bir fırsat sunuyor. 100 metre yükseklikteki bu kule Rotterdam'ı panoramik seyretmek isteyenlerin sıkça uğradıkları bir yer. Üstelik daha da yükselmek isteyenler için özel Euroscoop asansörüyle 185 metre yüksekliğe çıkmak da mümkün. Diğer dikkat çekici yapılara gelecek olursak: Maastoren ve Witte Huis turistlerin mutlaka uğramaları gereken yerlerin başında geliyor. Maastoren, 161.4 metre ile Benelüks bölgesinin en yüksek binası olma özelliğini hala sürdürüyor. Witte Huis ise, Hollanda'nın Amerika mimarı özelliklerine göre yapılmış ilk gökdeleni ve Rotterdam'ın azim ve yenilenme cehdinin sembolüdür



Müzeleri
Hollanda'nın bir çok kentinde olduğu gibi Rotterdam'a gelip de müzeye doymamak neredeyse imkânsız. Modern sanat eserlerinden tutun, fotoğrafçılığa, tarihi gemilerden, egzotik hayvanlara kadar her türlü sergi mevcut. Özellikle biri, Hollanda Fotoğraf Müzesi, kesinlikle görülmeye değer. 100.000 parçalık dijital fotoğraf koleksiyonunun sergilendiği müzede, aynı zamanda dünyaca ünlü isimlerin fotoğrafçılık şaheserleri sergileniyor. Bunun dışında Maritiem Müzesi ve Chabot Müzesi görülmeye değer müzelerin başında geliyor. Maritiem Müzesi 1874 yılında kurulmuş bir müze ve Hollanda'nın en eski gemicilik müzesi. İnteraktif ziyaretlerin mümkün olduğu müze aileyle vakit geçirmek isteyenler için ideal. Chabot Müzesi'nde ise Rotterdamlı meşhur sanatçı Henk Chabot'un eserleri sergilenmekte.
''Boğaz'' turizmi
Geleneksel Türk yemeklerini Rotterdam'da tatmak isteyenler için Türk restoranı bulmak çok kolay. Fakat çok kültürlülük noktasında önde gelen şehirlerden birinde olduğunuzu hatırlamakta da fayda var. Egzotik tatlar denemek için çok uygun bir kentten bahsediyoruz. Çin, Kore, Fas, Surinam ve daha nice kültürlere ait lezzetlere ulaşmak mümkün. Bunun için şehir merkezini tercih edebilirsiniz fakat su kenarında yemeğinizi yemek isterseniz Scheepvaartkwartier ya da limana uğrayabilirsiniz. Erasmus Köprüsü'nü seyredebileceğiniz Kop van Zuid de şiddetle tavsiye edilir

Desiderius Erasmus
Gelmiş geçmiş en meşhur Rotterdamlı hiç kuşkusuz Desiderius Erasmus (1466-1536). Papaz, din adamı, filozof ve yazar olan Erasmus 3.000'den fazla mektubu ve 100 kitabıyla uluslararası şöhrete ulaşmış bir isim. Erasmus'un en meşhur kitabı "De lof der zotheid" (Deliliğe Övgü). ''Gerçek bilgelik deliliktir ve kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir'' mesajlarının işlendiği gülmece türünde bu eser çekiciliğini günümüze kadar korumuştur. Bugün Rotterdam'da nereye baksanız Erasmus ile ilgili bir anıt, bir yapı ya da eser görmek mümkün. Erasmus Köprüsü, Erasmus Araştırma Hastanesi, Erasmiaans Gymnasium Lisesi ve Erasmus Üniversitesi bu ünlü düşünürün ismini yaşatmaya devam ediyor. Laurenskerk Kilisesi'nin yanında yer alan Erasmus büstü ise Hollanda'nın en eski büstü olma özelliğine sahip..

























         















.