DÜNYA BİR KİTAPTIR VE SEYAHAT ETMEYENLER, ONUN SADECE BİR SAYFASINI OKURLAR
Booking.com

29 Şubat 2016 Pazartesi

Likya Yolu

#tatilfikri

Ülkemizde bulunan tarihi ticari yolların en başında gelmektedir Likya Yolu, Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olma özelliğine de sahiptir, 2015 yılına kadar uzunluğu 509 km. olan ve Hisarçandır Köy'ünde biten yol, yeni eklenen Çıtdibi ve Geyikbayırı etapları ile beraber 535 km.'ye ulaşmış olup, Geyikbayırı mevkiinde sona ermektedir. Fethiye’den başlayarak Antalya’ya kadar uzanan ve tarihte Likya olarak adlandırılan Teke yarımadasındaki patikalardan bir kısmının işaretlenip haritalanması ile oluşturulmuş bu yürüyüş rotasıdır.  1992 yılında parkur çalışmalarına başlanılarak 1999 yılında turizme açılmıştır. Günümüzde ise yerli ve yabancı doğa ve yürüyüş tutkunlarına inanılmaz güzellikler sunmaktadır. Akdeniz'in güzelliğini ve Antik Likya döneminin gizemini biraz olsun yaşayabilmek için Likya yolunda yapılacak keyifli bir yürüyüş boyunca, yol boyunca el değmemiş küçük koylardan, çok fazla insanın yaşamadığı dağ ve ova köylerinden geçerek yolculuğunuzu sürdürürsünüz. Hem Akdeniz kültürünü tanımış hem de harika doğa manzaralarına şahit olursunuz.

Likya Yolu, çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösterilir. Parkurun tamamı işaretlenmiş olup sponsor kuruluşlar ve gönüllüler tarafından bakımı yapılmaktadır. Fethiye’den başlayan yürüyüş yolu üzerindeki bazı antik yerler ise; Sdyma, Pyndai, Phellos, Apelia, Theimussa, Letoon, Xanthos, Patara, Antiphellos, Apollonia, İdyros, Simena, Myra, Limyra, Gagae, Olympos, Sura, Belos, Phaselis ile birlikte bir çok antik ve yeni yerleşim alanı görmeniz mümkündür.Antalya ilinin batı kesimi, Muğla ilinin güneydoğu ucu ile Köyceğiz'den Antalya'ya çekilecek bir çizginin güneyinde kalan kısım Lykia'dır. Batı sınırını Dalaman çayı, doğusunu Phasalis kenti, kuzeyini Akdağ sınırlar.#tatilfikri

Fethiye 

Likya Yolunun Tarihi

Likya Yolundaki Antik Kentler

Likya Yolunda Konaklama 

















































#tatilfikri

Atina Mitolojiye Yolculuk

#tatilfikri





Efsaneye göre Atina'nın anlamı Athena'nın Şehri'dir. Mitolojide Atina şehrine ismin verilmesi tanrılar arasındaki müsabaka sonucu olmuştur. Denizler tanrısı Poseidon şehre sahip olabilmek için üç dişli yabasını kayaya vurmuş ve vurduğu yerden at ortaya çıkmış, bazı söylencelere göre de su kaynağı fışkırmıştır. Bunun üzerine Zekâ tanrıçası Athena, yaldızlı mızrağını yavaşça yere dokundurmuş, oradan dalları pıtrak gibi olgun meyvelerle dolu gümüş yapraklı güzel bir zeytin ağacı bitmiştir.
İnsanlar zeytin ağacını daha yararlı bulup beğendiklerinden şehir Atina adını alıp Athena'nın olmuştur.Etrafı tepelerle çevrilidir ve yalnız batı kısmı açıktır. Limanı olan Pire'ye 7 kilometre uzaklıktadır.Kozmopolit ve modern bir şehir olan Atina, antik çağlarda da önemli bir ticaret ve kültür merkeziydi. 1896 ve 2004 Yaz Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmıştır.
Yunan adalarına gitmeyi tercih eden pek çok turist için sadece yol üzerindeki bir uğrak noktası olarak bilinse de, aslında ziyaretçiler için her zaman çekici gelen bir kültürel hazineyi de kendi kimliğinde özümsemiştir. Atina’da tüm şehre yayılan Yunan imparatorluğunun eserleri, bir medeniyeti simgeleyen eski meydanı, şehrin sosyal ve ticari merkezini kaplayan Yunanlıları hatırlatacaktır. Atina’nın ayrıca modern bir kesimi de bulunmaktadır. Şehrin merkez kesimi üçüncü bin yılını yaşamaktadır ve Akropol’den Sintagma Meydanı (Anayasa Meydanı) çevresindeki modern binalara kadar yapılan gezi, sizi 3000 yıllık bir medeniyete götürecektir.

Gezilebilecek yerler; Antik Yunan dünyasına yapılacak bir yolculuk da Akropol'ü mutlaka ziyaret etmelisiniz. Akropolis'te yer alan tapınaklar Atina'nın hemen her noktasından seyredilebilir. Akropolisinde yer alan en önemli eserler; Parthenon, Propylaion, Athena tapınağı ve Erekhtheion'dur. Akropolis'in güneydoğu tarafında yer alan Akropolis Müzesi de görülmeye değerdir. Müzede Akropolis'in arkeolojik buluntularını oluşturan Antik Yunan kültürüne ait eserler sergilenmektedir. Şehirin diğer önemli müzeleri ise Ulusal Arkeoloji Müzesi, Bennaki Müzesi, Agora Müzesi ve Yunan Halk Sanatları Müzesi'dir. Atina şehrinin en önemli meydanı Syntagma Meydanı'dır. Tüm bunların yanı sıra Plaka, Monastiraki ve Kolonaki bölgeleri, Dionysos Tiyatrosu, Panathenaiko Olimpik Stadyumu, Türk camileri ve Bizans kiliseleri de mutlaka görülmelidir.

Kültür ve Eğlence; Atina'da bir çok sanat kolunda örnekler bulabilirsiniz. Tiyatro özellikle Antik Yunan geçmişine bağlı olarak çok önemli bir yer tutar. Ulusal Tiyatro'da dikkat çekici eserler sahnelenmektedir. Ayrıca her yıl düzenlenen Hellen Festivali kapsamında da önemli tiyatro eserleri izleyici ile buluşur. Şehirde yaklaşık 50 tiyatro binası bulunur. Plaka bölgesinde Cine Pari Sineması ve Zappeio'da yer alan Aigli Sineması şehri ziyaret edenlere yaz aylarında açık hava sineması imkanı sunmaktadır. Yunan Ulusal Operası'na ait performansları Atina Konser Salonu'nda görebilirsiniz.
Atina'nın gece eğlence hayatının en bilinen unsuru tavernalardır. Özellikle Plaka'daki tavernalarda Rembetika müziği eşliğinde eğlenebilir ve geleneksel Rum meyhaneleri kültürünü yakından tanıyabilirsiniz.

Yeme İçme; Yunan mutfağı, Akdeniz mutfağının bilinen lezzetli ve sağlıklı yemeklerini içerir. Bir çok yemek ve tatlı Türk mutfağı ile aynıdır öyle ki isimleri bile her iki mutfakta da değişmez. Deniz mahsülleri, sebze yemekleri ve salatalar başlıca yemekler arasındadır. Atina'da her bütçeye uygun yeme-içme olanağı bulabilirsiniz. Tavernalarda Yunan rakısı ile Yunan şarapları yanında geleneksel Yunan yemekleri ve mezeleri servis edilmektedir.

Alışveriş; Atina'nın Plaka ve Monastiraki bölgelerinde daha çok bölgeyi tanıtan süs eşyaları, el sanatları ürünleri, antikalar ve mücevherat ürünleri satan dükkanlar yer almaktadır. Bu bölgelerde dükkanların yanı sıra sokaklarda seyyar satıcılardan da alışveriş yapılabilmektedir. Kolonaki ve Syntagma'da ise modanın en ünlü markalarının yer aldığı tasarım mağazaları bulunmaktadır. Ermou'da yalnızca yayalar için ayrılmış caddelerde alışveriş yapabilme imkanı sunulmuştur. Atina'dan satın alınabilecek başlıca alışveriş ürünleri; Yunan mutfağının vazgeçilmezi zeytinyağı, Yunanistan'a özgü yüksek alkollü içki Uzo ve Yunan konyağı olarak da bilinen Metaxa'dır. Omonia'da kurulan pazarı da gezerek buradan taze meyve-sebze alışverişinizi yapabilirsiniz.#tatilfikri
















#tatilfikri

28 Şubat 2016 Pazar

Mağrur Dikbaşlı Kaleler ve Şatolar

#tatilfikri





Çocukluğumuzun masallarında tarihin vazgeçilmez  mekanları kale ve şatolardır. Pamuk Prenses Rapunzel ve bir çok prens le prensesler yaşardı hayal dünyamızda,kahramanlık destanları hep bu mekanların kazanılması ile son bulurdu .Ülkemizin her bölgesinde binlerce  savunma ve yönetim amaçlı kaleleri ,Avrupa'nın  ortaçağ döneminde soyluların servetlerini ve ailelerini  korunma amaçlı Şatoları, savaşlarda bayrağın dikildiği zaferin ilan edildiği yerlerdir bu mekanlar...Şimdi Avrupa'da bir çoğu turizm amaçlı kullanılmaktadır...

Türkiye'nin güney kıyılarından ,Avrupa'nın ormanlarının içindeki şatolara yolculuk yapalım istedik..
























1- Mersin Kız Kalesi Türkiye
Mersin’e bağlı Erdemli ilçesinin gözbebeği olan Kızkalesi, Akdeniz kıyılarının açıklarında kendi adasına sahip ve ulaşımı balıkçı motorlarıyla sağlanıyor. Buradan görünen manzara tahmin edilebileceği gibi inanılmaz. Bu efsanevi kale yanıbaşındaki kasabaya da ismini vermiş. Tarihi adı Korykos olan Kızkalesi, iki bin yılı aşkın bir süredir, Yunanlılardan Osmanlılara birçok medeniyeti barındırmış. Doğal olarak da Kızkalesi’nin neredeyse her bir karışında tarihten izlere rastlamak mümkün. Mersin İle ilgili Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız


























2-Zigetvar Kalesi  Maceristan
Zigetvar'daki tarihi kalıntı Zigetvar Kalesi'dir. Bu kalenin yerinde, Kelt ve Roma dönemlerinden itibaren savunma amaçlı binalar yer aldığı bilinmektedir. Günümüze gelen kale binasının ise 14. yüzyılda esas şeklini aldığı düşünülmektedir. Kale, I. Süleyman'ın ölmeden önceki son seferi olan Zigetvar Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'nun eline geçmiştir. Kanuni Sulyan Süleyman burada vefat etmiştir.Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız 































3-Hohenwerfen Kalesi Avusturya
 Salzburg’u yukarıdan gören manzarasıyla karşılaştığınızda, kendinizi bir imparator gibi hissetmeniz kaçınılmaz. Salzach Nehri’nin yakınlarındaki bu devasa kale ilk olarak 11. yüyzyılda bir savunma mevkii olarak tasarlanmış. Etrafını çeviren Alp Dağları geçit vermeyen bir duvar oluşturuyor. Bu denli güvenli bir yer olduğundan, bir hapishane olarak da kullanılmış. İşkence odaları ziyarete açık ve o dönem hakkında bilgi veriyor. Avusturya ile İlgili Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız 

























4-Ashford Kalesi
Doğanın en güzel yerinde yapılmıştır Ashford Kalesi " Zümrüt Ada " ismide verilen Kale Orta çağlarda inşa edilmiştir, zaman içerisinde git gide bir saraya dönüşmüş. 1852’den başlayarak yaklaşık bir yüzyıl bira zengini Guinness ailesinin mülkü olan Ashford Kalesi, günümüzde 5 yıldızlı bir otele dönüştürülmüş. İrlanda ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız 



























5-Chenonceau Şatosu Fransa
Loire Vadisi dünyanın şato açısından en zengin yerlerinden bir tanesi. Bu kadar güzel, ihtişamlı ve tabi ki şatafatlı bina birbiriyle yarış halindeyken seçim yapmak zor. Biz tercihimizi Chenonceau Şatosu’ndan yana yaptık. 16. yüzyılda dönemin mimari stilinde bir saray olarak yeniden tasarlanan Chenonceau Şatosu’nun orijinal yapısından geriye sadece Marques Kulesi kalmış. “Kadınlar Kalesi” olarak anılan şato, bu unvanı orada yaşamış Diane Poitiers, Bouillon düşesi Louise ve Caterina de Medici gibi birçok soyludan alıyor.





























6-Lichtenstein Şatosu Almanya
Lichtenstein şatosu, Svabya Alpleri'nde bulunan peri masalı stilli bir yapıdır.
Svabya Alpleri, Almanya'nın Baden-Württenberg eyaletinde yer alan bir platodur. Bu plato güney batıdan kuzey doğuya 220 km genişleyen ve 40-70 km genişliğinde olup Honau yakınında yer alır.





























7- Bodiam Kalesi İngiltere
İngiltere'de bulunan Bodiam Kalesi, 1385 yılında Yüzyıl savaşları sırasında Fransız askerlerinden korunma amaçıyla inşa edilmiştir. Bodiam kalesi, II. Richard'ın izniyle III. Edward'ın önceki şövalyesi Sir Edward Dalyngrigge tarafından inşa ettirilmiştir ve sonrasında Dalyngrigge ailesinin evi olarak hizmet vermiştir.





























8-Egeskov Şatosu Denimarka
 Danimarka'nın Fyn adasının güneyinde yer alır. Şato Avrupa'nın en iyi korunmuş Rönesans su şatosudur. Egeskov'un tarihsel hikâyesi 14. yüzyılda başlar. Şato yapısı 1554 yılında Frands Brackenhaus tarafından inşa edildi. Sivil savaşların Count's Feud (Danimarkaca: Grevens Fejde, bir sivil savaş olup 1534-1536 yıllarında Danimarka'da halkın öfke ve kininin doruğa ulaştığı savaştır. Danimarka'ya reform getirmiştir) sebep olduğu problemlerden dolayı pek çok Danimarkalı asilzade evlerini kale olarak inşa ettiler. Şato, derinliği maksimum 5 metre olan küçük bir göl içinde meşe kazıkları üzerine inşa edilir. Orijinal olarak tek giriş kalkmalı köprüdendir. Hikayeye göre meşe ağacının tümü temeli kurmak için kullanılır. Bundan dolayı ismi Egeskov Meşe ormanı dır.





9- Trakai Kalesi Litvanya 
Su üzerine kurulan Trakai Kalesi örneklerinin en güzelidir. Bu kale bir ormanın içerisindeki bir gölün üzerine kurulu. 15. yüzyılda kırmızı renkte yeniden inşa edilmiş olan bu kale, asırlardır savaşların ve zor zamanların etkisiyle bakımsız kalsa da, geçtiğimiz yüzyılda sonunda orijinal haline restore edilip, eski ihtişamına kavuşmuş..



10-Neuschwanstein Şatosu Almanya 
Almanca’daki anlamı “Yeni Kuğu Taşı” olan Neuschwanstein Disney’in Uyuyan Güzel filmindeki şatoya ilham vermiş. Kısacası gerçek anlamda bir masal şatosu burası. Oysa ki bu şaheseri yaptıran ve “Deli Kral” olarak bilinen II. Ludwig, daha karanlık bir öyküye sahip. Ortaçağ esintileri taşısa da kale 19. yüzyılda inşa edilmiş ve Neoroman ile Gotik akımlarının sentezi bir mimariye sahip. Etrafındaki dağlara ve göllere uyum sağlamış kuleleri ve beyaz duvarlarıyla Neuschwanstein Şatosu, Münih şehrindeyseniz mutlaka gitmeniz gereken bir yer. Hatta tarih ve mimari tutkunuysanız, nerede olursanız olun uğranması gereken bir yer...#tatilfikri

#tatilfikri

27 Şubat 2016 Cumartesi

Kıbrıs

#tatilfikri























Akdenizin üçüncü büyük adasıdır Kıbrıs, 9000 bin yıllıkta dır tarih yolculuğu .. Anadolu'nun kopmuş parçasıdır...Kıbrıs tarih boyunca bir çok medeniyetin izlerini kendi topraklarında yaşamış ve arkeolejik kazıları ile de misafirlerine  sunmaktadır . Kıbrıs'ın bulunmuş olduğu konum özelliği ile Akdeniz ticaretinde hep ön planda olup bunun sonucunda da yaşanan  tarihlerde'de hedef olmuştur ..
Kıbrıs Turizm bakımından da çok önemli bir yerdir eğlence , kültür,kuş gözlem ve flora turizminde cazip  destinasyon olarak  görülmektedir Kıbrıs Dünyada bir ilki oluşturmuştur başkenti Lefkoşe 'dir ve  Güney Kıbrıs Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyeti aynı başkenti paylaşmaktadır ...
Kıbrıs'ta tatil yapmak isteyenler  lüks otellerden ekonomik otellere kadar  her türlü seçeneği bulabilirler.. Ada'nın bin yıllık tarih yolculuğuna çıkarak  ören yerlerini gezebilirler .. yakın tarihte  barış mücadelesinin yaşandığı binaları yapıları görebilirler .. gece eğlencenin zevkini çıkarabilirler .. Kıbrıs  tatilinde en güzel zaman sonbahar ve ilk bahar zamanıdır .. ada  yaz aylarında baya sıcak olmaktadır ... Kıbrıs'a gitmek için pasaporta ve vize ye gerek yoktur .. Nüfus kağıdınızla da geçiş yapabiliyorsunuz Kıbrıs'ın tarih detayları için tıklayınız


























1- SURLARİÇİ/LEFKOŞA:
Dünyanın bölünmüş son başkenti olan Lefkoşa’nın ilk yerleşim yeri çember şeklinde surların içinde. Surlariçi’ndeki çok sayıda tarihi yapı ve daracık sokakların arasında canlı bir şehrin havası kesin görülmesi gereken yerlerden biri yapıyor.






























2-BÜYÜKHAN / LEFKOŞA:
Lefkoşa Surlariçi’nde en canlı, en mistik havası olan Büyükhan’ın içinde hediyelik eşya dükkanları, cafeler bulunuyor. Hanın içinde tamamen bu zamandan uzaklaşıp kendinizi tarihte yolculuk yaptığınızı hissedeceksiniz. Eğer denk gelir de sene de bir yapılan festivaline denk gelirseniz çok şanslısınız.





























3- SELİMİYE CAMİ / LEFKOŞA:
Önceki adı St. Sophia Katedrali olan Selimiye camisini, adada büyük eserler bırakan Luzinyanlılar zamanında yapılmış. Surlariçi’nde bulunan cami görkemli duruşuyla turistlerin ilgisini çekiyor.

























4-BARBARLIK MÜZESİ / LEFKOŞA:
Adada tatsız olayların başladığı 1960’lı yıllarda, kanlı noel diye adlandırılan gecede Rumların saldırıları arttı. Binbaşı Nihat İlhan’ın evde olmadığı bir akşam evine baskın düzenlendi ve eşi ve çocukları öldürüldü. Ev, içinde  hiç bir şeyde dokunmadan müzeye çevrildi. Küvetteki kan lekeleriyle, duvarlardaki fotoğraflar ve kurşun izleri ile evin içinde tam anlamıyla kan donduran bir ortam var. Günümüz de o günleri hatırlatan en güzel yerlerden birisi.































5-ST.HILERION KALESİ / GİRNE:
Yine Lüzinyanlılar’dan kalma Kıbrıs’ın 3 kalesinden en güzeli. Bütün Girne’yi görebileceğiniz manzarası ve masallardaki mistik kale tarzıyla St. Hilerion atlanmaması gereken bir kale. Rivayete göre, Umberto Eco ve Walt Disney bu kaleden esinlenerek kitaplarında ve çizgi filmlerinde kullanmış.






























6- PELLA PAIS MANASTIRI / GİRNE:
Girne’nin doğusunda Beşparmak dağlarının yamacında Lüzinyanlılar’ın yaptığı bir manastır. Mekan olarak çok şirin bir İngiliz mahallesi manzara ise komple Girne mahallesi. Pella Pais’in içinde dönem dönem klasik müzik konserleri oluyor. özellikle o konserlerden birine mutlaka gitmelisiniz.






























7- GİRNE KALESİ / GİRNE:
Ticaretin merkezinde bir ada olduğu için tarih boyu korsanlar ve savaşlar eksik olmamış. Bundan dolayı dönem dönem eklemeler ve güçlendirmeler ile bu gün oldukça büyük bir kale halini almış. Girne Kalesi büyük olduğu kadar içinde sergilediği eserlerle de değerli. Baştan aşağı hakkını vererek gezmek için bir günü kaleye ayırmak lazım.






























8- GİRNE YAT LİMANI / GİRNE:
Kıbrıs’ın en şirin, en güzel ve tam bir Akdeniz şehri havası yaşanılacak bir yer Girne yat limanı. Özellikle yaz aylarında restoranları, cafeleri, dükkanları ve inci gibi dizilmiş yatlar ile vazgeçilmez bir güzelliğe sahip.




9-KARAOĞLANOĞLU MÜZESİ VE ŞEHİTLİĞİ / GİRNE:
1974 deki Barış harekatında çıkartmanın ilk günlerinde Binbaşı İbrahim Karaoğlanoğlu ve şimdiki hava alanına adı verilen Yüzbaşı Fehmi Ercan karargah olarak kullandıkları evin kapında bir roket atar ile vurulur. O ev şu an onların ve Kıbrıs şehitlerinin anısına müze ve şehitlik oldu. Şehitlikte mezarlık var. müze kısmında genel olarak  barış harekatını anlatan sunum ve harekattan kalan eşyalar var. Ayrıca o dönemde Rumların kullandıkları savaş araçlarının sergilendiği açık hava müzesi mevcut.































10- MAVİ KÖŞK / GİRNE:
İtalyan asıllı Rum avukat, mafya babası Paulo Paolides tarafından yapılan bir köşk. Sıradan köşklere benzemeyen bu köşk o zamanın şartlarına göre üst düzey konforlu ve son derece teknolojik olarak döşenmiş. Neredeyse köşkün her bölümünde şaşırtan özelliklerle dolu bu köşkü gezmekte fayda var.































11-AZİZ MAMAS KİLİSESİ / GÜZELYURT:
Güzelyurt’ta Bizans döneminde yapılan bir kilise. Aziz Mamas ise o bölgede mağarada yaşayan bir keşiş. Kiliseye onun adı verilmiş. Kıbrıs’ta halen kullanılan nadir kiliselerden biridir.






























12- GÜZELYURT DOĞA VE ARKEOLOJİ MÜZESİ / GÜZELYURT:
Aziz Mamas kilisesinin hemen yanında bulunuyor. O bölgede çıkan arkeolojik eserler sergileniyor. Özellikle altın bir taç var ki Kıbrıs’ta çıkarılmış en değerli parçalardan biridir. Ayrıca müzenin alt kısmında yine bu bölgede yaşayan hayvan örnekleri doldurulmuş halde sergileniyor.






























13- KAPALI MARAŞ / MAĞUSA:
Bir ölü Şehir. 1974 yılındaki barış harekatında Türkler tarafından ele geçirilmiş. Şu an ne Türkler ne de Rumlar yaşıyor. Zamanında Akdeniz’in en gösterişli tatil yeri olan Maraş bölgesi, bir anda insansız ölü şehre dönmüş. Dışarıdan da göründüğü üzere komple bütün şehir yıllardır ilk bırakıldığı gün gibi bekliyor.



14- NAMIK KEMAL MEYDANI / MAĞUSA:
Namık Kemal, Ünlü “Vatan yahut silistire” oyunundan dolayı Mağusa’ya sürgüne gönderilir. Mağusa’da 38 ay sürgünde yaşadı. En iyi eserlerini de burada yazdı. Namık Kemal meydanı Mağusa’nın en turistik meydanı. Meydanda Namık Kemal müzesi, Namık Kemal’in zindanı cafeler, restoranlar  ve tarihi mekanlar mevcut.


15- LALA MUSTAFA PAŞA CAMİ / MAĞUSA:
Eski adı St Nicholas Katedrali Olan Lala Mustafa paşa camisi de Namık Kemal Meydanında bulunmaktadır. Lüzinyanlıların yaptığı bu cami, Lefkoşa’ da ki Selimiye Camisi ile aynısıdır ve dönemim en görkemli yapılarından biridir.  Ayrıca caminin yanında  750 yıllık yaşıyla adanın eski ağacı olan gümbez ağacı bulunmaktadır.


























16 – ST. BARNABAS MANASTIRI / MAĞUSA:
Kıbrıs’a Hristiyanlığı yaymak için gelen St Barnabas için 477 yılında yapılan, mezarının da içinde olduğu manastır. Gerek yapısı gerekse içinde sergilenenlerin eserlerden dolayı mutlaka gezilmesi gereken bir yer.





























17- SALAMİS HARABELERİ / MAĞUSA:
Bronz çağında kurulmuş ve zamanında Kıbrıs’a başkentlik yapmış bir şehir. Salamis Harabelerinde Forum, Roma Jimnastik Salonu, Roma Tiyatrosu, Pazaryeri, Zeus Tapınağı ve Salamis krallarının mezarı bulunmaktadır. Bu gün bile o zamanki şehrin ihtişamını bulabileceğiniz nadir antik şehirlerden biri.






























18 – ALTINKUM PLAJI / İSKELE:
Kıbrıs’ın şehir kalabalığından uzaklaştıkça Karpaz’a yani buruna varırsınız. İyice ilerledikçe yaban eşeklerinin ve caretta carettaların diyarına gelirsiniz. Hemen orada adanın en güzel plajı önünüze çıkar. Akdeniz’in en büyük ve en bakir ince kum plajı olan altın kum plajı görenleri büyülüyor.






























19- APOSTOLOS ANDREAS MANASTIRI / İSKELE:
Zafer burnuna çok yakın bir yerde bulunan kilise İsa’nın havarilerinden Andreas adına yapılmıştır.  İnanışa göre ada su sıkıntısı çekerken Andreas gelmiş ve bastonunu vurarak şimdiki manastırın yanından su çıkarmış. Şu an hala oradan bir su akmakta. Dini günlerde ve pazar günleri Hristiyanlar ayin için buraya akın ediyorlar.































20 – ZAFER BURNU / İSKELE
Zafer Burnu, haritada dikkatimizi çeken Kıbrıs’ın kuzey doğusunda bıçak gibi uzanan burnudur.


#tatilfikri Booking.com