TATİL FİKİRLERİ - KİRALIK ARAÇLAR - OTELLER - GEZİLECEK YERLER - ŞEHİR BİLGİLERİ - FESTİVALLER - EKONOMİK OTELLER - TATİL KÖYLERİ - RENT'A CAR

Bu Blogda Ara

Booking.com

Cittaslow Vize






Vize ilçesi Bizans döneminden başlayarak önemli bir yönetim ve kültür merkezidir. İlçe tarihine dayanacak belgeler ilk olarak Traklar’dan itibaren başlar. Bu durumda Vize’nin tarihi M.Ö 4000 yıllarına dayanmaktadır. Mitolojik kaynaklara göre ilk BYZİA (kaynak perisi) ismini alan ilçemiz tarihsel dönemlerden sonra VİZE ismini almıştır. Günümüzde Kırklareli ili’ne bağlı bir ilçe olan VİZE oldukça zengin bir tarihi mirasa sahiptir. İlçemizin sahip olduğu zengin tarihi dokusunu; Gazi Süleyman Paşa Camii (Küçük Ayasofya), Şerbetdar Hasan Bey Camii, Vize Kalesi ve Surlar, Antik Tiyatro, Ferhat Bey Hamamı, Ferhat Bey Çeşmesi, Karakoçak Tepe, Asmakayalar Mağara Manastırı oluşturmaktadır. Doğal güzelliklerini ise; Çiftekaynaklar, Cehennem Şelaleleri, Kıyıköy, Yenesu Mağarası oluşturmaktadır. 1883 yılında Vize’de doğan ve eserlerinde Vize’ye geniş yer veren Dünyaca ünlü yazar Georgios VİZYENOS ‘’Trakya’da bir çok kasaba vardır. Fakat VİZE kadar güzeli yoktur.’’ sözünü önemle belirtmiştir.
Avrupa ile Anadolu arasında yer alan Trakya’nın coğrafi özelliklerinin yanı sıra kültürel yönden de önemli bir konumu vardır. Tarih öncesi dönemlere ait kalıntı ve buluntuları ile oldukça zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. İlçenin isimleri Bizya, Bizye, Bida, Biza, Vissa, Vizili ve son olarak da Vize olarak bilinmektedir. “Bizye” olarak geçen bu ilk Vize adı Trak krallarından Byzas’ın ismine itahafen verilmiştir. Yunan mitolojisinde bu isim “Byzia”, kaynak perisi olarak geçmektedir. Bu bölge hemen her dönemde yerleşime sahne olmuştur. Yapılan araştırmalarla Vize tarihinin yaklaşık olarak M.Ö. 4. binin ortalarına kadar uzandığı anlaşılmaktadır.
M.Ö 4000’den beri yerleşik yaşam
1- Çömlektepe (M.Ö 4000)
2- Karakoçak Tepe (M.Ö 3200-1000)
3- Hisartepe (M.Ö 700- M.S 11 ve sonrası)
M. Ö. 4000- 1000 yıllarına dayanan Neolitik tarihi geçmişe sahip olan kent, Trakya’ya adını veren Trak kabileleri için önemli bir yerleşim yeri olmuştur.
Trakya’nın bilinen en eski halkı aslen Hint- Avrupa kökenli olan M.Ö. 3.yy. da Vize’de yerleşim gösteren ve bölgeye adını veren Traklardır. M.Ö. 7. yy’dan itibaren sırasıyla Pers, Yunan ve Makedonya uygarlıklarının egemenliğinde olan Trakya M.Ö. 335 yılına kadar Trak Krallığı hüküm sürmüştür. Daha sonra Batı Trakya, Roma, Bizans ve Osmanlı egemenliği altında yaşamıştır.
Kadir Öztürk’e göre, Trak kavimlerinin bir kısmı ile İskitler M.Ö. VIII. yüzyılda bugünkü Vize’nin yerinde bir yerleşme kurmuşlardır. Trak kavimlerinden Astlar Vize’yi kendilerine yurt edinmişlerdir. Yüksekçe bir tepenin üzerine yerleşen Astlar kuzeyde Ast Dağı (Istranca) dolayında hüküm sürmeye başlamışlardır. Tarihte bunlara serbest Traklar denmektedir. Bu kavim tarımcılığın yanında hayvancılıkta yapmaktaydılar. Kendilerine merkez olarak Vize’nin Hisar Tepe mevkiini seçmişler ve küçük bir prenslik kurmuşlardır.
Vize M.S. 46 yılında Klavidus Döneminde (M.S. 41-54) Roma hâkimiyetine girdikten sonra gelişimini sürdürmüş, M.S. 338’de I. Konstantin Döneminde Bizanslılar Vize’nin hâkimi olmuş, şehir onarılmış ve gelişmiştir. Kaynaklarda Bizye’de, çiftçiler ve işçilerin çalıştığı geçmektedir.
M.S. 925 yılında Bulgar Çarı Simeon tarafından yağmalanan Bizye, 927 yılında Bizans ordusu tarafından tekrar geri alınmıştır. Vize ve bölgesi bu dönemde, belirli zamanlarda Gotlar, Batı Hunları, Avarlar ve Peçenekler gibi pek çok Türk kavimlerinin istilasına uğramıştır.
Vize ve bölgesinin Osmanlılar tarafından feth edilmesi, I. Murad (1362-1389) zamanında gerçekleşmiştir. XV. yüzyıl da Trakya’da üç idari merkezden biri olan Vize, kültürel açıdan da gelişmiş bir kentti. Dönemin önemli Osmanlı tarih ve edebiyatçısı Behişti Vize’de doğmuş ve “Tarih-i Behişti” adlı eserinde Osmanlı Tarihini kaleme almış, 1389-1502 yılları arasındaki olayları edebi bir dil ile açıklamıştır. Osmanlıların ilk yıllarında bir sancak görevi üstlenen Vize, XVI. yüzyıl ortalarında Rumeli eyaletine bağlı bir sancak olarak görülmekte ve Orhan Bey’in babası Osman Gazi’nin tasarrufunda bulunmaktaydı. Kanuni Sultan Süleyman Döneminde tapu tahrir defterine göre Kırkkilise (Kırklareli) sancağına bağlanmıştır. Günümüzde de bağlı olduğu il Kırklareli buradan gelmektedir.