TATİL FİKİRLERİ - KİRALIK ARAÇLAR - OTELLER - GEZİLECEK YERLER - ŞEHİR BİLGİLERİ - FESTİVALLER - EKONOMİK OTELLER - TATİL KÖYLERİ - RENT'A CAR

Bu Blogda Ara

Booking.com

Geleneksel İçeceklerimiz






Günlük hayatımıza  gazlı içeceklerin ve içinde hangi kimyasal maddenin ne olduğunu bilmediğimiz sağlığımızı her geçen gün tehdit eden içeceklerden önce tükettiğimiz sağlıklı içeceklerdi...
Yapılan araştırmalarla bu içeceklerimiz in sağlığımıza yararlarını ve doğallıkları ve güçlendirici etkileri bir bir açıklandıkça önemini bildik ve evlerimizde ve restoranlarımızda meşrubatların saltanatına son vermeye başlamıştır...


Ayran
Limonata
Boza
Salep
Çay
Kahve
Şerbetler

Tarihimiz Osmanlı’nın yemek kültürü dünyanın her yerinde dillere destan bir öykü gibi anlatılır. Ve hala günümüze kadar gelen geleneksel lezzetleri ise sofralarımızı şenlendirmeye devam eder. Geleneksel yemeklerinin yanı sıra o lezzetli yemeklere eşlik eden birbirinden leziz şerbetler özellikle besin değerleri açısından oldukça da zenginlerdir.

Ayran
Ayran, yoğurdun içine su katılarak elde edilen bir tür içecek. Türk mutfağına ait olan en yaygın içeceklerdendir. En çok tüketilen yer Türkiye'dir. Bunun yanı sıra Ermenistan, Azerbaycan, İran, Lübnan, Bulgaristan ve bazı Balkan ülkeleriyle Orta Doğu ve Orta Asya (Türki Cumhuriyetler) ülkelerinde yapılır. Ayran yapımında, doğal nitelikli, yağlı koyun yoğurdu yeğlenir. Bir ölçü yoğurda en çok bir buçuk ölçü su karıştırılır. Daha lezzetli olması için, su yerine süt de katılabilir. Az ölçüde tuz da eklenebilir. Türkler'in geleneksel içeceği olan ayran, Balkan ve Asya ülkelerinde de içilir.
MS 552-745 yılları arasında hüküm süren Göktürkler, ekşiyen yoğurdun ekşiliğini azaltmak için üzerine su eklediler. Böylece tesadüfen ayran ortaya çıkmış oldu.
Ayran kelimesi, tarihte ilk defa Divan-i Lugat-it Türk eserinde "sütten elde edilen bir içecek" olarak tanımlanmıştır.



Limonata

Limonun izlerini sürersek kökeninin Çin sınırlarından, Burma ve Assam’dan geldiğini görürüz. Limonun Pers İmparatorluğu’nun sınırlarını aşarak Arap dünyasına, oradan da Akdeniz’e ulaştığını görüyoruz. Ancak bu yolculuğun çok kolay kat edildiğini söylemek mümkün değil. Çünkü limon, doğası gereği kolayca intibak sağlayan ve her türlü iklimde yetişen bir ağaç değil. Limon Akdeniz’e İslamiyet’le birlikte geliyor. Onuncu yüzyıl ve on ikinci yüzyıl arası İbni Sina’nın ve Selahaddin’in limondan söz ettiğine dair kanıtlar mevcut. On dördüncü yüzyılda Mısır’da limon suyu ve bal karıştırılarak bir çeşit içecek elde ediliyor. Buna ağaçkavunu yaprağı, nane ve karabiber eklendiğinde ise biraz daha varlıklı sofraların sürahilerini süslüyor.
O dönemden kalma yazılar Mağribli yoksulların en büyük yemek rüyalarının bir tas arpa ezmesi, bir tas kuskus ve bol limonlu bir kısır olduğunu gösteriyor. Aynı dönemde Türkler için yiyecek daha basittir...Biraz ekmek, katık olarak sarımsak veya soğan ve yoğurt yeterli. Kimi zaman ayran içine ekmek doğrayarak geçiştirilmiş bir öğün bile kafi gelebiliyor.
Türkler seyahat ettiklerinde hiçbir zaman sıcak yemek taşımıyorlar yanlarında. Şeftali, ayva, incir, üzüm ve kiraz gibi meyveleri suda kaynatıp soğutuyorlar ve bunları büyük toprak kaplarda taşıyorlar. Tahmin edebileceğiniz günümüz hoşafının ilk hali bu. Fakat imparatorluk genişledikçe Akdeniz’in mucizevi limon şerbetinin saraya ulaşmaması imkansız. Nitekim önce sarayın imtiyazlı içeceği olarak Türk sofrasına giren limonata on dördüncü yüzyılda bütün şehirlere yayılmıştır...



Boza
Boza, darı irmiği, su ve şekerden üretilen bir kış içeceğidir. Bilinen en eski Türk içeceklerinden biridir. Günümüzde eski Osmanlı coğrafyası ile Orta Asya coğrafyasının bazı kısımlarında yapılıp tüketilir. Balkan coğrafyasından Türkiye, Kosova, Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Romanya gibi ülkelerde ve Asya'dan Kazakistan, Kırgızistan kesimlerinde tüketilen bir içecektir.


Salep
Özellikle Osmanlı döneminde oldukça meşhur sıcak içecek haline gelen salep için toplum genelinde öksürük giderici bir etkiden söz edilse de, aslında tıbbi olarak salebin böyle bir etkisi olduğuna dair bilgi yoktur. Sıcak olarak içildiği için bazı yararları bulunur.



Çay Çeşitleri
Çayları birçok kritere göre sınıflara ayırmak münkün olmakla beraber; üç temel çay çeşidi vardır. Bunlar, siyah çay, yeşil çay ve beyaz çaydır. Bunların dışında, yetiştiği bahçe, yaprak boyutu, işleme yöntemi, fermantasyon yöntemlerine göre de sınıflara ayırmak mümkündür. "Bitki çayı" terimi meyve ve bitkilerin işlenmesi ile elde edilen içecekleri kapsar. Kuşburnu gibi bitki çaylarında gerçekte çay yaprakları yoktur. Bazı bitkilerin aromaları çaylara eklenerek meyve ve bitki aromalı çaylar elde edilmektedir.


Kahve
Kahve ağacının ilk bulunduğu yer olan Habeşistan'ın Kaffa yöresinin Arapça karşılığı "qahwah " dır. Araplar bugün bilinen kahveyi henüz tanımıyorken kelime keyif veren içki, şarap anlamında kullanmaktaydı. Bugünkü anlamını 14. yüzyılda kazanmaya başlamıştır. Bu Türkçe'de "kahve"ye dönüşmüş, buradan da Avrupa'da café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee şekline gelmiştir.Osmanlı Kahve ile Kanuni döneminde tanışmış ve çok sevmiştir..



Şerbet
Şerbetlerin mutfak kültüründeki önemi tartışılmaz. İnsanoğlu doğada bulduğu ürünleri zamanla nasıl aşama aşama kullanarak beslenme kültürünü oluşturmuşa,  içecek olgusunu da bu aşamaların paralelinde geliştirmiştir. İçeceklerin susuzluğu giderme aşamasından keyif boyutuna dönüşmesi için birçok etkenin önemli rolü söz konusudur. Özellikle dinlerin, gıdalar üzerinde rolü olduğunu vurgulamak gerekir. Örneğin, İslamiyet’in alkolü kesin yasakların içine alması nedeniyle, İslam dünyasının içecek kültürü doğrudan meyve suları ve şerbet üzerinde yoğunlaşmıştır. Meyve suyu tüketimi dünyanın tamamında uygulanan bir alışkanlıktır, fakat şerbet, İslam coğrafyası tarafından ortaya çıkarılmıştır.
Şerbet, batı dillerine Türkçe’den geçmiş olsa da, Türkçe’ye Arapça ‘şerben’ (içmek) kelimesinden geçmiştir. Şerbet, şarap ve şurup, aynı kelime kökünden gelmektedir. Şerbet denince akla sadece meyvenin şekerli su ile kaynatılıp şuruptan daha seyreltik kıvama gelinceye kadar kaynatıldığı ve soğuk olarak servis edildiği hali gelir.  Şerbetin ana yapım tekniği olan şurup ise Arapçadan olduğu gibi alınmıştır. Arapça’da şurup, şerbet  ve şekerli içecek anlamına gelir. Anadolu’ya yakın Arap coğrafyası, halen şerbet kelimesini Osmanlıların geçmişte kullandığı şekliyle kullanır.
Osmanlı dönemlerinde İngiliz seyyahların şerbetle tanışması, bu ürünü evrenselleştiren Osmanlılar sayesinde  olmuştur ve şerbet (sherbet) sözcüğünü doğrudan İngilizceye almışlardır. Yemek tarihçisi Alan Davidson, şerbetin, İtalyan mutfağına “sorbetto” olarak girdiğini bildirir. Fransızlar da şerbeti İtalyanlardan öğrenerek "sorbet" adını verdi ve karlı - buzlu şerbetin benzeri olan buzlandırılmış şerbeti geliştirdi. Böylelikle şerbet "sorbet" adıyla tüm dünya sofralarına girmiş oldu.