TATİL FİKİRLERİ - KİRALIK ARAÇLAR - OTELLER - GEZİLECEK YERLER - ŞEHİR BİLGİLERİ - FESTİVALLER - EKONOMİK OTELLER - TATİL KÖYLERİ - RENT'A CAR

Bu Blogda Ara

Booking.com

14 Ekim 2018 Pazar

Konaklama Tesisinizi Dünya'ya Tanıtalım







Hepimiz dünyada yaşarken gelişen  teknoleji ve kolaylaşan ulşım araçları ile hareket halindeyiz .
Ülkesel ve dünya genelinde hareketlerimizde  konaklayacağımız yerler bizim için farklılık gösterse de  en güzeli huzur  temiz ve bizleri güvende hissetirebilecek yerler de konaklamak ve konaklatmak isteriz.

Bu yazım da, konaklama hizmetine açacağınız veya açtığınız ev, villa, apart, otel, tekne dağ evi, yayla evi, köy evi gibi seçeneğiniz ile ilgili pazarlama konusun da Dünya'nın en önemli onlıne rezervasyon sistemi olan Bokking'in özel hizmetlerinden siz konaklama tesis sahiplerine yönelik bilgi vermek istedim.

Booking. com sadece bir  onlına rezervasyon hizmeti vermiyor tesisinizin bulunduğu yerin dünya üzerinde tanıtımı yemek kültürü ulaşımı ve  konaklama tesisinizin tüm özelliklerini Dünya da 230 ülke ve bölgede  tanıtma imkanı bulabiliyorsunuz.143.170 seyehat noktasında kendi yerinizi tanıştırıyoruz.

Booking.com ilk 5 rezervasyondan komisyon almayarak desteğini tesis sahiplerinden yana kullanıyor.

Pazarlamada sorun  yaşıyorsanız çözüm uzak ve zor değil.

Sadece  bir  mail kadar uzağınızda ...

 info@tatilfikri.com.tr  veya  tatilfikri@gmail.com adresinden bizlere ulaşabilirsiniz .

 Kaydınızı yaptırarak konaklama tesisinizi sisteme dahil edebilirsiniz .


12 Ekim 2018 Cuma

Kula & Kuladokya





Kula, İzmir Ankara E 23 karayolu üzerinde olan şirin  Kula'yı diğer ege ilçelerinden farklı kılan Türkiye'de ve dünyada  en genç volkanik ağızların olması .. tarihinin MÖ yıllara  dayanması ve İlkel insanların  ayak izlerinin bugüne kadar gelebilmesi  sergilenmesi ilçenin önemini daha da arttırmaktadır, Türkiye'de peri bacalarının sadece  Kapadokya bölgesinde olmadığını "Dört Elementin İzleri " yazımda sizlerle paylaşmıştım .. Kula'nın Kuladokya olarak peri bacalarını, kendine has Kula evlerini  özel kula yemeklerini ve Lidyalı'lardan bugüne kadar gelen tarih yolculuğunu bu yazımda  sizlerle  paylaşmak istedim. Çocuklarımıza  okul kitaplarında coğrafya derslerinde verilen bir çok bilgiyi yerinde göstererek hissetirmek akıllarında kalabilecek en güzel eğitim dir.

Kula'nın Tarihi
Kula  Gezisi sırasında zengin kültürü ve tarihindeki farklılıkları  göreceksiniz.Kula mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile Ege’nin ilçelerinden biridir. Bölgede yapılan kazılarda Katekekaumene (Yanık yöre) sınırı içinde Demir Köprü barajı yakınındaki Divlit’te ilkel insanın ayak izlerine rastlanılmıştır. Bunun yanı sıra yapılan kazılarda MÖ 56 yılına ait mermer kabartma ve kitabelerden Kula ve çevresinin önemli bir yerleşim alanı olduğu ortaya çıkmaktadır.Kulanın Tarihi ile ilgili detaylı bilgi için Tıklayınız 























Kula Jeopark Alanı 
Kula Jeoparkı sahasının oluşumunda tektonik faaliyetler geniş yer tutar. Kula Jeoparkı’nın içerisinde bulunduğu Ege bölgesi kıtasal çarpışma ve dalma batma süreçlerinin kontrolü altında dünyanın tektonik (depremler, volkanlar) bakımından en aktif sahalarından birisidir.

Kula’da günümüzden kabaca bir milyon yıl önce başlayan volkanik faaliyetler üç ana püskürme döneminin ardından nihayet günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son patlamalarıyla Türkiye’nin en genç geniş ölçekli volkan topoğrafyalarından birini oluşturmuşlardır.

























Kula Evleri 
Kula Gezinizde dikkatinizi çekecek en önemli mimariler evlerindedir ... 18. yy Osmanlı
İmparatorluğu’nun altındaki hemen her bölgede karşımıza çıkan ve TÜRK EVİ olarak tabir edilen ahşap evlerdir.
Gerek plan, kuruluş ve gerekse ahşap, alçı ve kalem işi gibi zengin sistemleriyle bu dönem Osmanlı Sanatı nın başarılı örnekleridir. 19, yy da devam eden yapı tipiyle Kula tipik bir Osmanlı Kent dokusuna sahiptir. Kula evleri ile ilgili detaylı bilgi için Tık




Kula; prehistorik insan ayak izleri, jeotermal sulardan yararlanan Thermai Theseos antik kentine ait yapı kalıntıları ve jeolojik-jeomorfolojik anlamda değeri olan, volkanik oluşumları ve mistik bir yapı sunan peri bacaları ile etkileyici doğal ve kültürel mirasa sahip alanlarımızdandır. Kula Peri Bacaları ile ilgili detaylı bilgi için TIK 






























8 Ekim 2018 Pazartesi

Tatil'de Hobi







Herhangi bir neden  ile  seyahate çıktığımız da iş ve büyük şehirlerin stresinden uzaklaştığımız da  kendimizi  rahatlatacak uğraşlar bulmak isteriz, bu güzel boş zamanlar da hobi edinebiliyor muyuz ? Bazen de hiç bir yere gidilmese de  evimizde  tatil yapabiliyoruz.
Tatili aslında huzurlu olduğumuz her ortamda geçirdiğimiz boş zamanlar olarak ta görebiliriz .

Bu güzel  boş saatlerde bireysel veya sevdiklerimizle gerçekleştirebileceğimiz Hobiler neler olabilir ?

Günlük yaptığımız rutin işlerin haricinde  neler den zevk alıyoruz ?

Bulunduğumuz ortam çevre ve koşullar bize hobi olarak neyi sunabilir veya biz hobi olarak neyi oluşturabiliriz?

 Erkeklerin aklına hemen  Balık tutmayı sevenler için iyi bir fırsat. Gittiğiniz yerde hem sahilin keyfini çıkarabilir hem de amatörce balık tutma keyfini yaşarsınız. Avlanma dönemi açıldığında gerekli izinleri alarak avlanabilirsiniz. Beyninizi rahatlatacak ahşap işlerle vakit geçirmeniz mümkün. İlginç ahşapları alarak boyayabilir ve sevdiklerinize hediyeler yapma fırsatını tatilde bulabilirsiniz.

Bayanların Tatilde Yapacakları Özel Hobiler
Değişik taşlarla kendinize ve sevdiklerinize takılar yapmanın en güzel dönemi tatildir. Gittiğiniz tatil yöresinde vitray kurslarına, minyatür sanatı kurslarına ya da hat çalışmalarına katılabilirsiniz. İş döneminiz süresinde yapamadığınız ve içinizde kalan güzel hobileri tatil süresince yaparak, kendinizi geliştirebilirsiniz.El işlerinde Ülkemiz çok zengin yapımlarını öğrenebilir sonrasında da özgün motiflerinizi geliştirebilirsiniz

Tatilde Seçilecek Hobiler
Resim yapmayı ya da ilginç yerleri fotoğraflamayı seviyorsanız, tatil mekanlarında bu hobilerinizi gerçekleştirme vakti. Çiçek yetiştirmeyi sevenler ise farklı çiçekleri keşfederek kendi evlerinin dekorasyonu için tatilde yetiştirebilirler. Akşamları puzzle ile güzel tablolar hazırlayabilirsiniz. Satranç ve dama ile sevdiklerinizle hoş saatler geçirebilir ve zihninizi çalıştırabilirsiniz. Gittiğiniz yerlerden ilginç yaprakları toplayarak onları kurutabilirsiniz.

Hobilerinize ve severek yapacağınız uğraşlarınıza sporu dahil ederek, yıl boyunca bedeninizde
biriken toksinleri atarak başlayabilirsiniz. Yamaç paraşütü, kayak, bisiklete binmek, su sporları ya da dağcılık gibi birçok farklı spor türü bulunur. Önemli olan seveceğiniz bir dalı tatil süresince yapmak. Çok farklı hobilerle zamanınızı daha iyi değerlendirme vakti.

Sevdiklerinizle gideceğiniz tatil yörelerinde de sevdiğiniz uğraşları yaparak, tatili daha anlamlı hale getirmeniz çok kolay. Gittiğiniz yörelerin yemek kültürlerini öğrenebilir ve yemek menünüzü geliştirebilirsiniz. Tatil yaparken eğlenmeyle birlikte kendinizi geliştirin. Gezdiğiniz yerlerin güzel fotoğraflarını çekmek bile sizlere yeni bir uğraş sağlar. Gezdiğinin yerlerin özel hediyelik eşyalarını alarak farklı hobiler tasarlayabilirsiniz. En güzeli istediğiniz hobiyi seçmeli ve tatil yaparken de tatilin keyfini doyasıya yaşamalısınız.

Zamanın keyfi ürettiklerimizle değerli olur , keyifle yapılan her çalışma beynimizi dinlendirerek diğer çalışmalarımızı da güçlendirir.














6 Ekim 2018 Cumartesi

Dikili Aşıklar Şelalesi





Hafta sonları kısa keşifler yapmak isteyenlere önerebileceğim güzel bir yerdir Aşıklar Şelalesi 
İzmir'e  128 km mesafede Dikili İlçesine bağlı  Nebiler köyünde olan Şelale, bölgeye özellikle hafta sonları şehre mola vermek istediğimizde nefes alacağımız yerlerden biri, Nebiler köyü ile arasında 7 km mesafe bulunmaktadır.
Özellikle Ayvalık veya  Dikili seyahatlerinizde yol üzerinde kısa bir yolculukla ulaşabileceğiniz bu güzel yeri dağcılar keşfetmiştir, araştırmamda  bu güzel yerin bir de efsanesi olduğunu öğrendim..

Öncelikle hikayesinden başlayalım isterim. Bir rivayete göre, peri padişahının kızı Sümeyra, civar köylerden Yörük Ali'ye gönlünü kaptırır. Yörük Ali'de Sümeyra'ya. Ne var ki, peri padişahı kızını bir ölümlüye vermek istemez ve bu aşka izin vermez. İki aşık çaresiz kalır. Nebiler vadisinde ki koca çınarın altında her gün gizlice buluşur, hasret giderirler. Sonrada birbirlerine sarılır saatlerce ağlaşırlar. Bunu öğrenen peri padişahı bu aşka son vermek için askerleri ile birlikte aşıkların peşine düşer.

Amacı Yörük Ali'yi öldürmektir. Tam onları yakalamak üzereyken koca çınar yarılır ve aşıkları içine alır. Bu mucize karşısında peri padişahı insafa gelir. Ancak aşıklar aşklarının sonsuza kadar sürmesi için Tanrıya dua ederler. Tanrı'da onları kayalıklardan akan bir şelaleye çevirir. Aşkları sonsuza kadar sürer. Kızını sonsuza kadar kaybeden peri padişahı şelalenin yukarısında ki mağaraya çekilir, gözyaşları döker. Ağlama seslerini duyan çevre sakinleri mağaraya Ağlayan Mağara adını verir.

Hafta sonu nefesi olarak  değerlendirebileceğiniz bu güzel  yerde restoranda bulunmaktadır .. gözlemesinin güzel olduğu rivayet değildir ...:)

Nebiler Vadisinde görülecek  daha çok güzellikler var Şelale - Ağlayan Mağara- Ece Çağlayanı sıralayabiliriz.B.B.




















5 Ekim 2018 Cuma

Zamanın Durduğu Yer Hisart Müzesi

#tatilfikri



























"Tüm zamanların en büyük ideali hayaldir"

Kış aylarında özellikle İstanbul'da bulunuyorsanız, dış mekanların yoğunluğundan sıkıldıysanız sizler için güzel bir o kadar da önemli bir müze hakkında bilgi vermek istedim . Tarihin içine bir yolculuk yapmak deneyimlemek harika bir fikir olmaz mı ?

Hayallerle başlar herşey, tekerleğin öncesinde de  uzay mekiğinin sonrasında da var oldukça insanoğlu hayalleri ile olacaktır,önemli olan hayalleri gerçekleştirebilecek yolculukta yılmadan yorulmadan bıkmadan yürümek.Sizlere bu yazımda küçük bir çocukken hayalleri ile  başlayan bir hobinin dünyadaki tek örnek müze haline getirilişini sizlerle tanıştırmak istedim...
Koleksiyon  ve araştırma merakından başlayan serüven, bugünün 4 katlı binasında müzeye dönüşmesi
Sanayici Nejat Çuhadaroğlu'nun çocukluk döneminden başlayan, araştırma ve biriktirme hobisi .
Çuhadaroğlu 1000 yıllık  dünya zamanını belirli kompozisyonları bugüne taşımasıyla gerçekleşmiştir bu hayalini .Kolay iş değil tüm detayların araştırılması öğrenilmesi ve görsellere dönüştürülmesi, önceleri cam macunu ve dallarla başlayan yolculuk eski kumaşlarla zenginleştirilmesi şimdiler de de birebir mankenlerle küçük maketlerin  üzerinde  birleştirilerek bütünleşmiş durumda sergilenmesi...

Anadolu'nun  Selçuklu döneminden bu günümüze...zamanın durduğu yer Hisartmuseum #tatilfikri

Zemin Kat: Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi'nin zemin katı geniş bir zaman dilimini kapsamaktadır. Zemin katta; Osmanlı Devleti'nin dönemler boyunca geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik değişimleri gösteren birçok özel aksesuar bulunmaktadır.

Büyük Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu'na ait eserlerle başlayan katta, Anadolu Selçuklu Devleti ve III. Selim’e kadar ki Osmanlı Devleti dönemine ait eserler sergilenmektedir.

Eşi benzeri olmayan Anadolu Selçuklu dönemi kılıcı, giyen padişahı koruduğuna inanılan tılsım gömlek, Osmanlı Dönemi Cellât Palası, Avrupa ve Anadolu topraklarında kullanılan tabancalar, gürz ve baltalar zemin katta bulunan eserler arasındadır. Ayrıca İstanbul'un Fethi'ni tasvir eden diorama ile Osmanlı ordusunun "Deli" akıncıları, Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı'nda yapılan kaplan sergilemesinin canlandırması yine zemin katta.




















1.KAT: Müzenin 1.katında ağırlıklı olarak Osmanlı eserleri bulunmaktadır. III. Selim döneminden
başlayan eserler 1900'lerin başına kadar gelmektedir. Bu kısımda dönemi kronolojik olarak yansıtan oldukça değerli kılıç, tabanca, sancak ve kıyafetler yer almaktadır. Nadir bulunan 18.yy. Zülfikar ağızlı Türk palası da yine bu katta sergilenmektedir.




















2.KAT: Müzenin 2. Katında Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine ait eserler yer almaktadır. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, 1.Dünya Savaşı ve bu savaşa bağlı olarak Çanakkale ile Doğu Cepheleri (Sarıkamış) 2. Katın konuları arasındadır. Bu ısımda Atatürk’ün üç ayrı savaştaki kıyafetlerini birebir yapılmış Atatürk modelleri üzerinde görmek mümkündür. Ayrıca önemli savaş sahnelerini tasvir eden dioramalar, silahlar ve kostümler ziyaretçilerin ilgisini çekecek diğer kısımlardır.






















3.KAT:  Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi’nin 3.katı 1.Dünya Savaşı’nın son dönemlerini ve Kurtuluş Savaşı mücadelesini konu edinmiştir. Ayrıca 2.Dünya Savaşı’nın ilk dönemlerine ait pek çok eser ve diorama da yine bu katta sergilenmektedir. 
























4.KAT: Müzenin dördüncü katında 2.Dünya Savaşı’na ışık tutan eserler sergilenmektedir. Ayrıca bu katta Kore Savaşı, Kıbrıs Barış Harekâtı, Körfez Savaşları gibi yakın sayılabilecek önemli savaşlara ait eserler de bulunmaktadır.



















Hisartmuseum Cafe: Müzenin son katında bulunan Hisart Cafe’de; Gladyatörler, Vikingler, Korsanlar gibi tarihin ilgi çekici unsurları, Indiana Junes, Yüzüklerin Efendisi, Yıldız Savaşları gibi ses getiren Hollywood yapımlarından sahnelerin canlandırıldığı diorama ve figürler sergilenmektedir.




















İstanbul'a geldiğinizde bu özel müzeye  zaman ayırın,çocuklarınızı bu müzeyi görmelerini sağlayın .
küçük bir koleksiyon merakıyla  başlayan serüvende tarihi ve zamanı durdurmak takdir ve örnek alınacak bir çalışma olarak  düşünüyorum.. Çocuklarımıza güzel çalışmaları sunmak ve onları  teşvik etmek biz büyüklerin amacı ve görevi#tatilfikri
Müzenin adresi : Hürriyet Mah. Cemil Bengü Cad. No: 21 34403 Çağlayan / İstanbul / Türkiye
T.+90 212 296 98 04
Müze Ziyaret saatleri :
Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi:

10:00 - 18:00
Pazar / Sunday: 12:00 - 18:00

GİRİŞ ÜCRETLERİ
Yetişkin : 20 TL
Grup (10 Kişi ve Üstü) : 15 TL
İndirimli Bilet : 10 TL
(Öğrenci ve Öğretmenler)

Ücretsiz Girişler :
Engelli vatandaşlar ile onların "1" adet refakatçileri, Savaş Gazileri



























2 Ekim 2018 Salı

Cevat Şakir "Balıkçı"







Cevat Şakir Kabaağaçlı, ben ona Bodrum'lu lar gibi  (Balıkçı) diyeceğim, sürgünü Bodrum olunca  hayatındaki en önemli aşkı  Ege  aşkını bulur. O aslında bir Anadolu aşığıdır ırkçılığın değil Anadolunun var olduğu  dönemlerden beri olan medeniyetlerin medeniyetlerin içindeki filozofları bilim ve ilim kahramanlarını sanatçılarına mitolejinin tanrı ve tanriçalarına aşıktır..Cevat Şakir Kabaağaçlı veya tanınan adıyla Halikarnas Balıkçısı (17 Nisan 1890, Girit – 13 Ekim 1973, İzmir), Bodrum'a olan aşkı ile tanınan ünlü roman ve hikâye yazarı.
17 Nisan 1886 tarihinde, Osmanlı'nın son köklü ailelerinden Şakir Paşa Ailesine mensup babası yüksek komiser olarak görev yaptığı Girit'te doğdu. Babası Girit ve Atina'da sefirlik ve valilik yapan Mehmet Şakir Paşa, annesi Giritli Sare İsmet Hanım; amcası II. Abdülhamit devri sadrazamı Cevat Şakir Paşa, dedesi Şurayı Askeri Dairesi Reisi Miralay Mustafa Asım Bey'dir. Kendisine, iki evliliğinden de çocuğu olmayan ve onu kendi çocuğu gibi seven amcasının ismi verildi.
Cevat Şakir, altı çocuklu ailenin en büyük evladıydı. Ailesinin tüm fertleri sanatta yetenekliydi. Sırasıyla dünyaya gelen Hakkiye, Ayşe, Suat, Fahrelnisa ve Aliye adlı kardeşlerinden Fahrelnisa resim alanında, Aliye gravür alanında üne kavuştu; Hakkiye’nin kızı Füreya Koral, ilk Türk kadın seramikçi oldu; Fahrelnisa’nın çocukları Nejad Devrim ressam; Şirin Devrim ise tiyatrocu oldu.
Cevat Şakir, çocukluk hayatının ilk yıllarını babası Şakir Paşa’nın elçi olarak bulunduğu Atina’da geçirdi. İlköğrenimini Büyükada'da, orta ve liseyi 1907'de Robert Kolej'de tamamladı. İlk yazısı aynı yıl İkdam Gazetesi’nde yayımlandı. Bu, İngilizce’den tercüme bir yazıydı. Lise öğreniminden sonra İngiltere’de denizcilik öğrenimi yapmak istediyse de ailesinin ısrarı ile Oxford Üniversitesi’nde tarih öğrenimi gördü. 1913’te İtalyan bir hanımla evlenerek İtalya’da kaldı, resim öğrenimi gördü.
İstanbul'a döndüğünde gazete ve dergilerde yazılar yayınlamaya başladı. Aile, 1914 yılında maddi sıkıntı içine girmiş ve babası Mehmet Şakir Paşa Afyon’daki Kabaağaçlı çiftliğine yerleşmişti. Babasının çiftlikte bir tartışma anında Cevat Şakir’in silahından çıkan kurşunla vurulması üzerine Cevat Şakir cinayet iddiasıyla yargılandı ve 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Cezasının yedi yılını çektikten sonra baş gösteren verem hastalığından ötürü tahliye edildi.1925 yılına kadar geçimini haftalık dergilerde tercümeler, yazılar yayınlayarak, resim ve yeni tarz tezhipler yaparak, karikatür yaparak, karikatür çizerek ve renkli dergi kapakları hazırlayarak temin etti. Türk basınında kapakçılığın gelişmesinde katkısı vardır.
Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum'daki büstü
Dört asker kaçağının kadersizliğiyle ilgili olarak Hüseyin Kenan takma adıyla kaleme aldığı 13 Nisan 1925 tarihli "Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler" başlıklı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. ‘Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak’ tan suçlu bulundu. Mahkeme başkanı Ali Çetinkaya tarafından idama mahkûm edilmek istendiyse de, Kılıç Ali Bey'in önerisiyle kalebentlikle Bodrum'a sürüldü. 3 yıllık sürgünlüğünün yarısını Bodrum'da tamamladı.
Cezasının son yarısını İstanbul'da tamamladıktan sonra, çok sevdiği insanları ve doğal güzellikleriyle kaynaştığı Bodrum'dan uzak kalamadı ve Bodrum'a yeniden dönüp yaklaşık 25 yıl kaldı.
Bodrum'un antik çağdaki adı olan Halikarnas'ı mahlas olarak benimseyen Cevat Şakir, Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat sahasına giren eserlerinin büyük kısmını da Bodrum’da yazdı. İkinci evliliğini dayısının kızı Hamdiye, üçüncü evliliğini Hatice Hanım’la yapan Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu oldu. Çocuklarının ortaöğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir’e nakletti. Yaşamını yazarlık ve turist rehberliği ile sürdürdü, rehberlik kurslarında da ders verdi. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü. Kabiri Bodrum-Gümbetteki Türbe Tepesinde manevi oğlu Şadan Gökovalı ile seçtiği yerde küçük bir müzesi ile birlikte Halikarnas Balıkçısı Müzesi adı altında bulunmaktadır.
Edebi hayatı
1926'dan sonra deniz hikâyeleriyle tanındı. Konularını Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi kıyı ve açıklarında gelişen, denize bağlı olaylardan çıkardı. İçinde yaşadığı, en küçük ayrıntılarına kadar bildiği hür ve asi denizi, kaderleri denizin elinde olan balıkçıları, dalgıçları, sünger avcılarını ve gemileri zengin bir terim ve mitologya hazinesinden güçlenerek, denize karşı sonsuz bir hayranlıktan gelen şiirli, yer yer aksayan, ama sürükleyip götüren bir anlatımla hikâye ve romana geçirdi.
Yazı ve düşünceleriyle Azra Erhat gibi döneminin önemli aydınlarını etkilemiş bir kişi olarak, çeşitli dillerden yüz kadar da kitap çevirmiş olan ve kendi eserlerinin sonraki baskıları yapılagelen Halikarnas Balıkçısı'na Kültür Bakanlığınca 1971 Devlet Kültür Armağanı verilmiştir.
Cevat Şakir Bodrum'da yaşadığı dönemde arkadaşları ile ilk Mavi Yolculuk fikirini ve uygulamasını gerçekleştirmişlerdir. Bu mavi yolculuklarda yanlarına aldıkları şeyler: Peynir, su, istanköy peksimeti, tütün ve rakı idi. Mavi yolculukta gazete okumaz radyo dinlemezlerdi. Amaç dünyadan kaçmak ve medeniyetten uzak olarak kafayı dinlemektir. Haftalarca denizde kalınır sadece acil ihtiyaçları temin etmek için karaya çıkılırdı. Oysaki bugün yapılan mavi yolculuklarda her türlü lüks mevcuttur. Bu yolculuklar yazarın edebî eserlerini de büyük oranda etkilemiştir.
Eserleri
Öykü
Ege Kıyılarından (1939)
Merhaba Akdeniz (1947)
Ege'nin Dibi (1952)
Yaşasın Deniz (1954)
Gülen Ada (1957)
Ege'den (1972)
Gençlik Denizlerinde (1973)
Parmak Damgası (1986)
Dalgıçlar (1991)
Çiçeklerin Düğünü (1991)
Ege'den Denize Bırakılmış Bir Çiçek
Mavi Zamanlar
Gülen Ada
Roman
Aganta Burina Burinata (1945)
Ötelerin Çocukları (1956)
Uluç Reis (1962)
Turgut Reis (1966)
Deniz Gurbetçileri (1969)
Bulamaç
Bodrum ve Muğla'lılar çok şanslı onu tanımakla onun diktiği ağaçların altında serinlemek... Sandaletlerin den şu an dünyanın  bir çok yerinden koylarını görmeye geliyorsa misafirler ve koylarından gelir elde ediyorlarsa bunu Balık'çıya borçludurlar.. Ülkemizin Turizm cevherlerinden hocaların hocası Şadan Gökova'nın anlatımı ile Balık'çının hayatının kesitlerini "Ben Halikarnas Balıkçısı Doğdum Sevdim Öldüm " kitabında bulabilirsiniz... BB

Bodrum ile ilgili yazı dizimizi okumak için Tıklayınız





1 Ekim 2018 Pazartesi

X,Y,Z Kuşakları




Kuşaklar arası farklılıklar,aslında  biz bunu tatillerde çok daha  yoğun görüyoruz.Çocukların tatil beklentisi gençlerin tatil beklentisi ebeveylerin tatil beklentisi diyerek tatil planlamalarında sorduğumuz sorulardır aslında genelde  çocukların beklentilerine göre tatil ve seyahat planlamaları yapılarak aman bir mutsuzluk olmasın bir sorun yaşamayalım deriz.

 Gerçekten de mutlu oluyormuyuz ?

Bende bu konuyu biraz araştırdığımda kuşaklar arası farklılıkların yıllara göre dağılımları ve bizlere etkisi ile hayata bakış açılarımızdaki farklılıkları göz ardı edemeyiz. Bugünün şartlarında 4 Kuşak aynı ofiste çalışabiliyoruz evde yaşaya biliyoruz toplu ulaşımda ve sokakta yaşayabiliyoruz peki anlayabiliyor muyuz birbirimizi?

Baba sakin tatil yapalım derken genç bol animasyonlu otel,  çocuk Aqua lı otel veya özel adrenalin kamplarını istiyor Anne çocuklarım nerede mutlu ise ben orada mutlu olurum düşüncesinde.

Yokmu bunun bir ortası herkes mutlu olsun .

Ah eski öğrencilerim” diyen öğretmenler, “Biz küçükken akşamları tüm aile sohbet ederdi” diyen ebeveynler, “Gençler eskiden daha farklıydı” diyen otobüsteki amcam, “Öğretmenim beni anlamıyor” diyen çocuklar, “Ben değişmeliyim” diyen ebeveyn… Bu yazı size sesleniyor…

Kuşaklar arası farklar doğal, önemli olan bu farklılıkların hangi tarihi süreçler sonucu oluştuğunu, bu süreçler sonucu ortaya çıkan eğilimlerini ve ihtiyaçlarını anlayabilmek. Sık sık sohbet konusu olan nesil teorisini, esprili bir dille,  gözüyle sizin için derledik.

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Kuşak (1946-1964):
Bugün önemli bir kısmı dede, anneanne, babaanne olmuş bu kuşak ikinci dünya savaşı sonrasında yaşanan doğum patlaması döneminin çocuklarıdır. Savaş sonrasında tüm dünyada genişleyen ekonomi ile birlikte belirli bir gelir standardında yaşamış, hatta zamanında emekli ikramiyesi ile ev alabilmiş bir kuşaktır. Şu anda emekli maaşlarının yetersizliğinden muzdarip olan bu nesil;

İletişim şekli olarak yüz yüze sohbeti tercih etmekte,
Problem çözümünde geçmişte yaşanan deneyimleri kullanarak-nasıl çözülmüş ve sonuçları ne olmuş- çözüm arayışında olan
Çalışma hayatı boyunca gelecekle ilgili yaşam beklentileri emeklilikte rahatlık ve düzenli bir hayat olan bir kuşaktır.
Eğitim hayatı boyunca geleneksel sınıf ortamına alışık olan bu nesil soru-cevap tekniği, geribildirim ve derse katılım ile öğrenmektedir. Bir eğitmen veya öğretmen ya da otorite figürü eğitim hayatlarının olmazsa olmazıydı.

X Kuşağı (1965-1980):
Şu an 30-40 yaşlarında olan bu kuşak, merdaneli çamaşır makinesi, bantlı teyp görmüş bir nesildir. Darbeler, Vietnam Savaşı, Berlin Duvarının yıkılması, soğuk savaşın bitmesi ve globalleşme gibi bir tarihi sürece tanık olan bu kuşak, bir yandan da dünya ekonomisinin hızlı büyüme eğrisinin yavaşlamasıyla yüksek yaşam beklentilerini karşılayamamaktan şikayetçidir. Bir önceki kuşağın mütevazı beklentileri yanında çok daha talepkar olan bu kuşak;

Evlilikte boşanmayı genel anlamda yaşamış ya da tanık olmuştur.
Kariyerlerinde birkaç kez iş değiştirmişlerdir.
Çeşitliliğe açık insanlar olarak, dini, ırk ve sınıf farklılıklarını sağduyu ile karşılar.
İletişim şekli olarak e-posta ve telefonlara alışmıştır.
Problem çözümünde farklı çözümler üzerine kafa yorup çevresindekilerle tartışarak bir sonuca varıyorlar.
Gelecekle ilgili endişeleri: gittikçe yoğunlaşan iş yaşamına karşı iş-hayat dengesini sağlamaktır.
Bu nesil, bireysel, kendi özyönetimi olan ve kendi kendine çalışarak ve okuyarak bilgiyi hakim olmak isteyen bir nesil.  Bu yüzden e-öğrenme sistemine de çok yatkınlık gösterebiliyorlar. Öğrencilik  dönemlerinde ise öğretmenler artık gözlerinde bir idol olmaktan çıkmıştı. Bu kuşağın insanları kendilerinden beklenenleri bilmek ve kendilerini ona göre planlamak istiyorlar.Örneğin bir sınav yapılacaksa içeriğini önceden bilmek isterler ve kendi programlarını yaparlar. Aldıkları eğitim ve üniversite sınavlarında kazandıkları puan iş ve meslek hayatlarını önemli ölçüde belirlemiştir. “Aaa, işte ben bu nesilim” diyorsunuz, sanki…

Y (Milenyum) Kuşağı (1981-2000):
Globalleşmenin, aşırı bireyciliğin, sürekli imge bombardımanı yapan medyanın etkisi altında büyüyen bu kuşağın eğitim ve  iş hayatında talepkar ve gerçekçi olmayan hedefleri olabiliyor. Bu kuşağa sosyal medya kuşağı da diyebiliriz. İnternet, sosyal medya, akıllı telefonlarla haşır neşir olan, hatta bir tehlike anında kendinden önce akıllı telefonunu kurtarmayı düşünecek kadar ileri gidebilen bir nesildir. İnternet bağımlısı ve yalnız bir nesil olarak da nitelenebilmektedir. Ya da bugün onları anlamakta zorlanan anne-babaları ve eğtimciler böyle düşünmekte… Belki de onlar için sosyallik bir tık ötesinde… Bir önceki nesillerle iletişim kurmakta zorlanan ama onlardan daha esnek olan bu kuşak için söyleyebileceklerimiz;

Facebook, Twitter, Instagram… Akıllı tabletler, telefonlar… Teknoloji ve özellikle iletişim teknolojisi…
İletişim şekli: E-posta ve telefonlara kısa mesajlar, twitler ve hatta selfieler eklemiş durumda. Bu kuşağın insanları akıllı telefon tuşlarına olağanüstü bir hızla basmaktadır.
Kendini sosyal medya aracılığıyla ifade etmek başlaı başına bir olgudur.
Problem çözümünde interneti ve çeşitli blogları kullandığı gibi, iş ve eğitim ortamında beyin fırtınası ile çözüme ulaşmayı tercih ederler.
Grup çalışmasına yatkın olan bu nesil, ekip içinde etkili bir şekilde çalışabilmektedir.
Gelecekle ilgili en büyük endişeleri ise tatminsizlik ve neyin mutlu edeceğini tam olarak bilememektir.
SBS’lerden, TOEFL’lara bir önceki kuşaktan çok daha fazla sınava maruz kalan bu kuşak, bu aşırı maruz kalma durumu nedeniyle kurumsal eğitim kurumlarına yabancılaşmıştır. Kendilerinden önceki nesilleri göre daha kısa dikkat süreleri ile dikkat çekerler. Ancak örgün ya da yaygın öğretim sistemi dışında da her alanda öğrenmenin keyifli olduğunu düşünen bir nesildir. Sosyal medya araçları, gruplar gibi araçlar üzerinden kendi öğrenim süreçlerini düzenleyebilirler. Şu an yaşadıkları en büyük problem, eğitimcilerin onların öğrenme biçimlerini ve teknoloji ile kurdukları bağı anlayaması. Eğitim ortamına teknoloji ve medya ile daha etkin bir eğitim ortamı oluşturmak mümkün, ama eğitimciler olarak bu konuda önce onlara danışmamız gerekecek:)))

Z Kuşağı (2001-2014):
Teknoloji, özellikle iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, ekonomik daralma, ekolojik yıkım, iklim değişikliği… Sokakta saklambaç oynamanın tarihe karıştığı büyük oranda tabletlerle sosyalleşen bir nesilden bahsediyoruz. Küçük ve şanslı bir azınlık ise şehirden göç eden aileleri sayesinde ekolojik yaşam alanlarında doğal hayatı keşfederek büyüyor.  Ailelerinin hayatlarındaki hemen hemen her detaya müdahil olduğu, fazla teknoloji ve çokça uyaranla birlikte büyüyen bu kuşağı en baskın özelliği aynı zamanda bir çok uyaranla haşır neşir olabilmeleridir. ve bu neslin en çok dikkat çeken özelliğidir. Bu kuşak hakkında şunlar söylenebilir.

Teknoloji, teknoloji, teknoloji… Sanki doğarken teknoloji ile doğdular, çok kolay teknolojiye adapte olmaktadırlar.
Aileler, özellikle de anneler kendilerini çocukların  hayatlarında pek çok alanı düzenlemekten sorumlu hissediyor.
Dikkat süreleri kısa ama aynı anda birden çok haşır neşir olabilir.
Alternatif eğitim… Teknoloji ile iç içe tersine dönmüş sınıflar ya da ekolojik doğal ve teknolojiden uzak eğitim ortamları… Şu anki klasik eğitim ortamları onların ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanıyor.
Proje –bazlı konular, ödevler, temalar ile öğrenme süreci keyifli hale gelebilir, nasıl mı? Nasıl bir yönetici ve ekibi bir sunuma hazırlanır, bu nesil de öğrenmek istediği konuyu aşama aşama araştırarak ve bilgiyi oluşturarak, sunum yoluyla kendini ifade eder. İnteraktif bir öğrenme ortamı yaratmak önemli.