TATİL FİKİRLERİ - JAPONYA'DAN ARABA SATIN ALMAK - KİRALIK ARAÇLAR - OTELLER - GEZİLECEK YERLER - ŞEHİR BİLGİLERİ - FESTİVALLER - EKONOMİK OTELLER - TATİL KÖYLERİ - RENT'A CAR

Bu Blogda Ara

Booking.com

ガーデニング - Tuinieren - Bahçe hobilerim

ガーデニング - Tuinieren - Bahçe hobilerim
私の趣味の庭 ガーデニングが大好きで、野菜を育てることにすでに満足しています。 。 Bahçemi seviyorum sebze ve çiçek yetiştirmekten çok mutlu oluyorum Tohumlar toprak ile buluşur, özenle toprağını besler, havalandırır ve sularım, toprağın canlanışında benimde bir katkım olsun istemezmisiniz? Elinizi toprağa sürün, sürünki hayat döngüsündeki mucizelere şahit olun.. Huzur ve mutluluk ✅ 。 Ik hou van tuinieren en ik ben blij om groenten te kweken 。 #ガーデニング #庭 #野菜 #ホーム #ロッテルダム #オランダ #rotterdam #myhome #tuinieren #tuin #groenten #hobi #hobibahçesi #sera #netherlands

庭でお茶を楽しむ いております。Bahçede çay keyfi - Ik geniet van thee in de tuin 。

庭でお茶を楽しむ いております。Bahçede çay keyfi - Ik geniet van thee in de tuin 。
庭でお茶を楽しむ いております。☺️ 。 Ik geniet van thee in de tuin 。Bahçemde çay keyfi #tatilfikri #オランダ #turkishtea
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Kasım 2018 Pazar

Hollanda ー Rotterdam ー オランダ ー ロッテルダム

                                       

Rotterdam, Hollanda'nın Güneybatısında bulunur. Amsterdam'dan sonra nüfus olarak 2. büyük şehirdir, fakat Rotterdam'ın yüz ölçümü daha büyüktür. Rotterdam, Avrupa'nın en büyük limanını bünyesinde barındırır. Dünyanın dört bir yanından getirilen kargoların kıtaya kuzeyden giriş noktasıdır. İsmini Rotte ırmağından almaktadır. Nüfusun yaklaşık yarısının Hollanda kökenli olmadığı bu şehirde, yüzde 8'in üzerinde bir Türk nüfusu da yaşamaktadır.


Rotterdam'da Gezilecek Yerler
Boijmans Van Beuningen Müzesi
Diergaarde Blijdorp Hayvanat Bahçesi
Thermen Sauna
Witte Huis
Doğal Tarih Müzesi
Wereld Müzesi
Sonneveld Evi                                
Erasmus Köprüsü
Willemsburg köprüsü
Maritime Museum (Denizcilik Müzesi)
Hollanda Mimarlık Enstitüsü (NAI)
Het Schielandshuis Müzesi
Euromast Kulesi'dir.

Rotterdam 617.347 nüfusa ve 173 değişik etnik kişiye ev sahipliği yapıyor ve Amsterdam'dan sonra Hollanda'nın en büyük belediyesi olma hüviyetine sahip. Rotterdam limanı dünyaca meşhur ve Avrupa'nın en büyüğü. Sadece bu özellikleriyle bile şehir, gezi severler için ilginç fırsatlar sunuyor.

Rotterdam her an yaşayan ve dinamik bir dünya şehri.
Dünya'nın en büyük liman kentlerinden biri olmasıyla bilinen Rotterdam, aynı zamanda sanat, kültür ve mimari alanında da önemli bir marka. Fakat huzur ve sakinlik isteyenler için de yeşil ve doğayla iç içe kısmıyla şehirde her arayana aradığını bulma fırsatı var. Gelin Hollanda'nın bu güzel şehrini biraz daha yakından tanıyalılım

Tarihi
1270 yılında Rotte isimli küçük nehire bir baraj yapılınca, küçük bir balıkçı kasabası oluşacak ve bu kasaba ileride modern bir dünya kentine dönüşecekti. Rotterdam 1340 senesinde şehir statüsünü elde etti ve daha sonrasında gemicilik ve ticaretteki inanılmaz gelişmeden ötürü yeni limanlara kavuştu. 1663 senesinde Rotterdamı ziyaret eden Evliye Çelebi de bu inanılmaz gelişmeden etkilenenlerden biriydi. Ne yazık ki 2. Dünya Savaşında Rotterdam şehir merkezinin büyük bir kısmı yerle bir edildi ve Alman ordularının bu hava saldırısından (14 mayıs 1940) geriye pek bir şey kalmadı. Fakat Hollandalıların çalışkanlığı neticesinde saldırıdan iki hafta dahi geçmeden yeniden inşa çalışmaları başladı.
Mimari
Rotterdam bir liman kenti olmasının yanı sıra aynı zamanda mimarı özelliklerinden dolayı da uluslararası üne sahip bir şehir. Bu anlamda Erasmus Köprüsü belki de en dikkat çekici yapıların başında geliyor. Euromast ise Rotterdam'ı kuş bakışı seyretmek isteyenler için güzel bir fırsat sunuyor. 100 metre yükseklikteki bu kule Rotterdam'ı panoramik seyretmek isteyenlerin sıkça uğradıkları bir yer. Üstelik daha da yükselmek isteyenler için özel Euroscoop asansörüyle 185 metre yüksekliğe çıkmak da mümkün. Diğer dikkat çekici yapılara gelecek olursak: Maastoren ve Witte Huis turistlerin mutlaka uğramaları gereken yerlerin başında geliyor. Maastoren, 161.4 metre ile Benelüks bölgesinin en yüksek binası olma özelliğini hala sürdürüyor. Witte Huis ise, Hollanda'nın Amerika mimarı özelliklerine göre yapılmış ilk gökdeleni ve Rotterdam'ın azim ve yenilenme cehdinin sembolüdür



Müzeleri
Hollanda'nın bir çok kentinde olduğu gibi Rotterdam'a gelip de müzeye doymamak neredeyse imkânsız. Modern sanat eserlerinden tutun, fotoğrafçılığa, tarihi gemilerden, egzotik hayvanlara kadar her türlü sergi mevcut. Özellikle biri, Hollanda Fotoğraf Müzesi, kesinlikle görülmeye değer. 100.000 parçalık dijital fotoğraf koleksiyonunun sergilendiği müzede, aynı zamanda dünyaca ünlü isimlerin fotoğrafçılık şaheserleri sergileniyor. Bunun dışında Maritiem Müzesi ve Chabot Müzesi görülmeye değer müzelerin başında geliyor. Maritiem Müzesi 1874 yılında kurulmuş bir müze ve Hollanda'nın en eski gemicilik müzesi. İnteraktif ziyaretlerin mümkün olduğu müze aileyle vakit geçirmek isteyenler için ideal. Chabot Müzesi'nde ise Rotterdamlı meşhur sanatçı Henk Chabot'un eserleri sergilenmekte.
''Boğaz'' turizmi
Geleneksel Türk yemeklerini Rotterdam'da tatmak isteyenler için Türk restoranı bulmak çok kolay. Fakat çok kültürlülük noktasında önde gelen şehirlerden birinde olduğunuzu hatırlamakta da fayda var. Egzotik tatlar denemek için çok uygun bir kentten bahsediyoruz. Çin, Kore, Fas, Surinam ve daha nice kültürlere ait lezzetlere ulaşmak mümkün. Bunun için şehir merkezini tercih edebilirsiniz fakat su kenarında yemeğinizi yemek isterseniz Scheepvaartkwartier ya da limana uğrayabilirsiniz. Erasmus Köprüsü'nü seyredebileceğiniz Kop van Zuid de şiddetle tavsiye edilir

Desiderius Erasmus
Gelmiş geçmiş en meşhur Rotterdamlı hiç kuşkusuz Desiderius Erasmus (1466-1536). Papaz, din adamı, filozof ve yazar olan Erasmus 3.000'den fazla mektubu ve 100 kitabıyla uluslararası şöhrete ulaşmış bir isim. Erasmus'un en meşhur kitabı "De lof der zotheid" (Deliliğe Övgü). ''Gerçek bilgelik deliliktir ve kendini bilge sanmak, gerçek deliliktir'' mesajlarının işlendiği gülmece türünde bu eser çekiciliğini günümüze kadar korumuştur. Bugün Rotterdam'da nereye baksanız Erasmus ile ilgili bir anıt, bir yapı ya da eser görmek mümkün. Erasmus Köprüsü, Erasmus Araştırma Hastanesi, Erasmiaans Gymnasium Lisesi ve Erasmus Üniversitesi bu ünlü düşünürün ismini yaşatmaya devam ediyor. Laurenskerk Kilisesi'nin yanında yer alan Erasmus büstü ise Hollanda'nın en eski büstü olma özelliğine sahip..

























         















. 

4 Kasım 2018 Pazar

İtalya'da Türk Köyü Moena






İtalya-Avusturya sınırında yer alan Moena, bir İtalyan köyüdür. Alp dağlarının en ücra köşesinde, Avusturya sınırında yer alan köy, günümüzde bir kayak merkezi olarak tanınmaktadır.

Bu yazımızda , İtalya'nın Tarento bölgesinde yer alan Moena köyü ve bu köydeki 323 yıldır süregelen Türk kültürü anlatılmaktadır. Öyküyü anlatan El Turco adlı romanın, akademik makalelerinden alınmıştır. Tatil fikrilerinizde  sizlerle sunduğumuz özel yerler arasındadır...



Köyün “Rione Turchia” (Türk Bölgesi) Adını Alışı
Bu adlandırmanın şaşırtıcı öyküsü bundan tam 323 yıl önce başlar. II. Viyana kuşatması sonrası bir Osmanlı askeri, İtalya’da küçük bir kasabaya sığınır.

Ölmek üzere olan bu Yeniçeri askeri, köylüler tarafından tedavi edilir. İyileşince de köyden bir kızla evlenir. Kasaba halkının ‘El Turco’ adını verdiği
asker, o dönem dukalığın halktan istediği haksız vergilere karşı köyü ayaklandırır ve korur.

Kendini ve Türk adetlerini bu yörenin insanlarına öyle sevdirir ki ölümünden sonra bile bu Türk gelenekleri yaşatılır


2. El Turco, Yani Hasan Kimdir?
Yukarıda bahsi geçen bu olaylar Orhan Yeniaras'ın El Turco adlı belgesel romanında anlatılmaktadır. El Turco’nun asıl adı Hasan'dır. Fakat isminden çok lakabıyla anılır.

"Akranlarına göre iri yarı ve mücadeleci olduğu için ona doğan ve şahingiller familyasından, avcı ve yırtıcı bir kuş olan Balaban lakabı verilmiştir.

3. Balaban, Aslında Bir İstihbarat Subayı
Balaban, IV. Mehmet ve Merzifonlu Kara Mustafa zamanında yaşamış bir yeniçeridir. Sıradan bir yeniçeri olmayıp önemli başarılara imza atmış bir Osmanlı İstihbarat Subayı’dır.

Köprülü döneminde keşfedilmiş ve II. Viyana Kuşatması sırasında orduya büyük yararı dokunmuştur. Bir nevi ajanlık yapan bu Türk subayı vatanını, milletini çok sevmektedir.

4. Birkaç Dil Konuşabiliyor
Ayrıca pek çok yabancı dil bilen bu Türk'ün meziyetleri kitapta şöyle yer alır: "Balaban, Devlet-i Âliye'ye çok yararlı hizmetlerde bulundu. Rusçadan başka Almanca ve İtalyanca da bildiğinden istihbarat toplamak için kılık değiştirerek Venedik, Viyana, Berlin ve Roma'ya defalarca girip çıkmıştı. Bu görevleri sırasında çoğunlukla rahip kılığına girerdi.

5. Balaban'a Verilen Gizli Görev
Devlet-i Âliye’nin önemli bilgiler edinmesinde rolü olan Balaban'dan dönemin Sadrazamı ve ordunun Serdar-ı Ekremi olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir hizmet ister.

Balaban, Viyana'da bulunan on iki Türk ajanından haber alınamadığı için oraya giderek neler olup bittiğini bir an önce öğrenip gelmelidir. O büyük bir heyecanla bu görev için çalışırken hazırlıklar da tamamlanmaktadır.  Kanuni'nin fethedemediği Viyana, bu sefer kuşatılacaktır.

6. Balaban'ın Ölümü Bile Göze Alarak Sadrazama Söylediği Tarihi Sözler
Balaban bu duygularla görevini yerine Kara Mustafa Paşa, Viyana'yı kuşatma düşüncesini padişaha vakti zamanında açmadığı için bu harekâtın vicdan azabını çekmeye başlamıştır. Bu yüzden taarruzu ağırdan almaktadır.

Balaban bu duruma dayanamaz ve haddini aştığını bile bile şunları söyler: "Paşam, şu anki hâl ve şartlar kaleye hemen taarruzu gerekli kılmaktadır. Ok yaydan çıkmıştır bir kere, izin verin hedefini bulsun. Omzunuza konan zafer kuşunu göremiyorsunuz. Yüz binlerce askerin ve bir o kadar da şehidin beklediği zaferi murdar etme hakkına sahip değilsiniz. Son olarak demem o ki hemen hücuma geçmezseniz Allah sizi affetse bile şehitler affetmeyecektir!

7. Tez Kellesi Vurula!
Bu konuşmanın elbet bir bedeli olmalıdır. Zira sıradan bir yeniçerinin sadrazamla böyle konuşması o güne kadar görülmüş bir şey değildir.
Sadrazam da bu duruma hiddetlenmiş ve Yeniçeri Ağası’na Balaban'ın kellesini vurmalarını söylemiştir. Yeniçeri Ağası ise bu konuda tıpkı Balaban gibi düşünmekte ve onun nasıl yürekli bir yiğit olduğunu bilmektedir.

8. Ve Kaçış...
Bu yüzden olsa gerek Balaban'ı cellâda götürecek neferlere teslim ederken ellerini gevşek bağlar. Bağlar ki kaçsın! Bu kaçışa Sadrazam da göz yummuştur. Paşa’nın neden Balaban'ı takip ettirmediğini, neferleri ve Yeniçeri Ağası’nı neden sorgulamadığını hiç kimse, hiçbir zaman öğrenememiştir. Belki de II. Viyana bozgunu Balaban'ı haklı çıkarmıştır.

9. Bir Başına Savaşına Devam Ediyor
Ordudan kovulan bu Türk askeri, elinden geldiğince vatanı için savaşmaya devam etmiş ve başarıları düşmanların da dikkatini çekmiştir. Düşmanlarıyla girdiği amansız bir mücadelede, düşmanları ölürken o yaralanmıştır. En son hatırladığı atının üstünde yaralı bir hâlde nereye gittiğini bilmeden kaçışıdır
10. Köye Getirilişi
El Turko romanına göre, Balaban’ı Moena'lı Mariana ve kardeşi dağda kuzularını otlatırken fark ederler. Çalılıkların arasında gördükleri yabancının ölmüş olduğunu düşünürler. Daha sonra dedeleri ve köy halkı yabancıyı köye getirir, iyileşmesi için uğraşırlar.

Balaban kendine geldiğinde köy halkından olup biteni dinler. Bu küçük köyün kocaman yürekli insanları ona yardım edip iyileştirmiştir. Balaban artık gidebileceği bir yeri olmadığını bilmenin hüznüyle bu köyü kendi köyü beller.
11. Halk Onu, O da Halkı Çok Sever
Zamanla hem köy halkı onu benimser hem de o bu köyü. Bilgisini, görgüsünü, her şeyini onlarla paylaşır. Bu İtalyan köyünde Türklüğü yaşatır. İtalyanca bildiğinden köylüyle rahatça anlaşabilmektedir.

Gel zaman git zaman El Turco -köylüler ona bu adı koymuştur- köyde huzurlu ve sakin bir hayat yaşarken bir gün bir olumsuzlukla karşılaşır

12. Adeta Akira Kurosawa'nın Seven Samurai (7 Samuray) Filmi
Alman derebeyleri köye gelir ve haraçlarını alıp, köyü yağmalayıp giderler. Özgürlüğüne düşkün Türk buna anlam veremez ve onlara savaşmayı öğretir.
Ok ve yay yapımını, ateşli silahları velhasıl savaş tekniğiyle ilgili bildiği her şeyi öğretir. Moenalılar ona minnettardır. Çünkü özgürlük ve kahramanlık kavramlarını o benimsetmiştir onlara. El Turco'nun 323 yıl geçmesine rağmen hatırasının yaşatılmasını belki de buna borçludur..

13. Mutlu Son
Moena’ya barış, huzur ve bolluk götüren soydaşımız, yani El Turco kendisini kurtaran Mariana ile evlenir ve ömrünün sonuna kadar bu şirin köyde yaşar. O günden bugüne Moena köyü La Turchia ya da Rione Turchia olarak anılmaktadır.

Her yıl Ağustos ayının ilk haftasında El Turco'ya  saygılarını göstermek amacı ile festival düzenlemektedirler İtalya gezinizde tavsiye ettiğimiz bu özel küyü görmek ve bizlere olan saygılarını  saygı ve vefa ile göstermemiz gerekmektedir#tatilfikri








































4 Haziran 2016 Cumartesi

Güneş Başkenti Freiburg





Neden Freiburg?

1970 yılında Almanya hükümeti (o zamanki adıyla Batı ya da Federal Almanya) 17 tane yeni nükleer santral kurma kararı almıştı. Bunlardan biri de hemen Freiburg’un 30 km. ilerisinde bulunan Wyhl kasabasında bulunuyordu. Ancak Freiburg halkı bu karara çok büyük bir tepki göstererek, on binlerce kişinin katılımıyla santral inşaatını bastı. Çünkü hemen Fransa sınırında bulunan bu küçük şehir 2. Dünya Savaşı’nda büyük bir yıkım yaşamıştı. Şehir merkezinde bulunan gotik kilisesi hariç tüm şehir yerle bir olmuştu. Büyük bir çabayla yeniden kurdukları şehirlerinin yakınında, her zaman potansiyel büyük bir tehlike olan, nükleer santral yapılmasını istemiyorlardı. Alman hükümeti bu büyük direniş karşısında geri adım atarak Nükleer santral yapımını durdurdu. İşte bu direniş, Avrupa’da gerçek anlamda çevreci hareketin başlangıcı kabul edilir. Freiburg da bu tarihten sonra ”sürdürülebilir şehir” olma sürecini gerçek anlamda başlatmış oldu.

1986 yılında Çernobil felaketinden sonra ise Freiburg Belediye Meclisi, nükleer santral tehdidine karşı alternatif enerjilere yönelme kararı aldı ve ilk kez yerel enerji planını ortaya koydu.

GÜNEŞ ENERJİSİ

Freiburg’a Avrupa’nın ”güneş şehri”  denmesinin sebebi, şehrin neredeyse her boş alanının güneş panelleriyle kaplanmış olması.

1972 yılındaki Whyl direnişine de katılmış olan ünlü mimar Rolf Dish, tüm enerji tüketiminin % 40’ının sebebi olan binaların çatılarını güneş panelleriyle kaplayarak yepyeni bir mimari anlayışı ortaya koydu.



‘‘Plus Enerji Evleri” adını verdiği bu evleri sayesinde ev başına yıllık yaklaşık 3 bin euro tasarruf sağlandı. Sıfır karbon salınımının hedeflendiği bu evlerde kullanılan malzemeler de doğaya zarar vermeyen malzemelerden seçildi.



”Pasif Enerji Evleri” nin ana mantığı ise ısıtmaya hiç ihtiyaç duymaması. Oldukça iyi yalıtım sistemi kullanılarak diğer evlere oranla % 90 ısı yalıtımı sağlanmış. Evde yaşayan kişilerin ve elektrikli ev aletlerinin ortaya koyduğu ısının dışarı gitmesi de engellenerek, kendi kendini ısıtan evler yaratıldı.



Almanya 1. futbol liginde yer alan Freiburg FC takımının stadı olan ”Mage Solar Stadium” ise dünyanın temiz enerji üreten ilk stadyumu.

1953 yılında inşa edilen stadyumun, Mimar Rolf Dish’in önerisiyle, 1993 yılında tüm çatısı güneş panelleriyle kaplandı. Böylece dünyanın güneş gücüne sahip ilk futbol  kulübü oldu.

2200 metrekarelik alanı kaplayan bu güneş panelleri sayesinde stadyum kendi enerjisini sağlıyor.

Freiburg’un bir diğer başarısı da dünyanın ilk güneş paneli fabrikasına sahip olması; Solar Fabrik. Bu fabrika, gerekli olan enerjiyi de yine fabrikanın her tarafına yerleştirilmiş ve oldukça şık duran güneş panelleriyle karşılıyor. Yani sıfır karbon salınımlı bir fabrika!

Güneş şehrinde her yer güneş panelleriyle dolu. Hatta güneş panelleri tarlalarıyla! Şehrin çöplünün bulunduğu alan, Freiburglular için tam bir enerji üretim merkezi olmuş. Çöplerin üstü talaşlarla kaplanarak metan gazının hapsedilmesi sağlanıyor. Hapsedilen gaz ise borular vasıtasıyla alınarak şehrin ısıtılmasında kullanılıyor. Ayrıca kimsenin kullanmadığı bu çöp alanın yamacına yerleştirilen 1500’den fazla güneş paneliyle de 1000 ailenin enerji ihtiyacı sağlanıyor. Bu kadar büyük bir güneş paneli tarlasının maliyeti ise sadece 1 milyon euro! Bakım ve  işletim giderinin çok az olduğu bu tarlalar nerdeyse 10 ay kesintisiz güneş alan Türkiye için çok uygun!

Tüm bunlar Almanların AR-GE’ye yaptığı büyük yatırımın sonucu. 1200 kişinin çalıştığı Fraunhofer ISE Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi araştırma enstitüsü. Burada yapılan çalışmalar, güneş enerjisinin daha verimli ve ulaşılabilir olmasını sağlıyor.

Vedat Atasoy