DÜNYA BİR KİTAPTIR VE SEYAHAT ETMEYENLER, ONUN SADECE BİR SAYFASINI OKURLAR
Booking.com

5 Eylül 2015 Cumartesi

İzmir'in Tarihi Asansörü


                                                                 

İZMİR OTELLERİ İÇİN TIKLAYINIZ 




İzmir'in ana sembollerinden Tarihi Asansör'ün şaşırtıcı hikayesini daha önce duymuş muydunuz?
Zamanında Karataş zengin yahudi ailelerin yaşadığı semtti. Sahil Şeridindeki Mithatpaşa Caddesi ile Halil Rıfat Paşa Caddesi arasındaki yükseklik farkı 58 metreydi. İki yerleşim yeri arasındaki yaya ulaşımı, Müslüman nüfusun “Karataş Merdiveni”, Yahudilerin ise en üst bölümünde bulunan Devidas Ailesi’nin evi dolayısıyla “Devidasların Merdiveni” olarak adlandırılan 155 basamaklı sokak merdiveniyle sağlanıyordu.
Halk arasındaki kuruluş hikayesi Devidas Ailesi’nin reisi bir gün merdivenlerde düşüp ayağının kırılması üzerine, sahil kesiminde oturan ve Devidas Ailesi’nin yakın dostu olan Nesim Levi Bayraklıoğlu, iki yerleşim arasında yaya ulaşımını kolaylaştırmak üzere tarihi asansörü yaptırır.



Marsilya'dan İthal Edilen Tuğlalar
Asansör giriş kapısının üzerinde hem İbranice hem de Fransızca “Asansör 1907 yılında Nissim Levy tarafından inşa ettirilmiştir’” yazılı kitabe bulunuyor. Taş yapı temeli üzerine tuğla örülü asansörün taş yapı bölümünün ardından balkona kadar iki kademede ufalarak devam eden tuğla döşemeleri, Marsilya’dan özel olarak getirilmiş.Çift kabinli asansörün bir kabini buhar mekanizmalıyken diğeri elektrik enerjisi ile çalışıyordu Çift kabinli olarak inşa edilen ve soldaki mekanizması su buharı, sağdaki ise elektrik enerjisi ile çalışır olarak faaliyete giren asansörün Mithatpaşa Caddesi girişindeki holün solunda hidrolik kazan dairesi, Halil Rıfat Paşa Caddesi çıkışının solunda ise makine dairesi yer alıyor.
İzmir'i seyre daldığınız Tarihi Asansör'ün terası


Asansörün varış noktasında, demir konsollar ile taşınan ahşap bir balkon bulunuyor, balkonun dökme demir korkulukları ise dönemin en güzel motif örnekleriyle süslü.
Türkiye'de tek dünyada ise sayılı bir örnek
İki cadde arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla yaptırılan asansör, Türkiye’de bu amaçla yapılan tek, dünyadaki ise sayılı örnekler arasında yer alıyor.
1942 yılında Şerif Remzi Reyent’e satıldı ve geliri Karataş Musevi Hastanesi’ne bağışlandı. Reyent’in ölümü üzerine Tarihi Asansör yeğeni Ayla Ökmen’e kaldı. Asansör bu süreçte bir süre kapalı kaldı.


İzmir Belediyesi dönemi
1983 yılında İzmir Belediyesi’ne bağışlanan Tarihi Asansör 1985 yılında restorasyondan geçirilerek her iki kabini de elektrikle çalışır halde düzenlendi. Kent ulaşımına 1992 yılına kadar hizmet veren asansör, 1992 yılına gelindiğinde İzmir Büyükşehir Belediyesince gerçekleştirilen ikinci restorasyon sonrası kent turizmine kazandırıldı.
Tarihi Asansör'ün Dario Moreno ile flörtü
Asansör, Mithatpaşa Caddesi girişinde yer alan dünyaca ünlü İzmirli şarkıcı Dario Moreno’nun eviyle de ayrı bir cazibeye sahip. Ünlü şarkıcının 1940′lı yıllarda 4 kardeşi ve annesiyle yaşadığı evin bulunduğu sokağa İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 1992 yılında aldığı kararla “Dario Moreno Sokağı” adı verildi ve Moreno’nun evi müze olarak düzenlendi.


Hem İzmirlilerin hem de yerli ve yabancı turistlerin uğrak İzmir’in 106 yıldır ayakta duran en önemli yapılarından biri olan asansör, iki semt arasında ulaşımı kolaylaştırmanın yanı sıra eşsiz manzaraya sahip restoran, Cafe ve bar olarak kent turizmine hizmet ediyor.Bu tarihi mirası bize bırakan Nesim Levi Bayrakoğlu'na ve bugüne kadar gözü gibi bakan İzmir Belediye'sine teşekkür ederiz.
Mimari özellikler 56 m yükseklikteki çelik taşıyıcılı, tuğla dikey kütle, alt ve üst kotlarda lineer gelişen kütlelerle dengelenmektedir. Asansör Çıkmazı Sokağı’nın sonunda yapının önünde geniş bir açık alan algılanmaktadır. Yapının batısında yer alan, bu bölüme taşan geçmişte üstü bekçi kulübesi, alt katı manifatura mağazası olarak kullanılan iki katlı bina ile yanındaki ev ve doğu bölümde yer alan, 302 Sokağa bakan iki ev zaman içinde yıkılmış, bu açıklık oluşmuştur



Asansör binasında, kuzey cephesi ortasında konumlanan çift kanatlı üç ahşap kapı ile şeffaflaşan, yanları düz, ortası tonozlu saçakla vurgulanmış giriş, ziyaretçilerini adeta içeriye davet etmektedir. Girişin batı bölümünde basık kemerli, ahşap doğramaları yenilenmiş iki pencere ve bir kapı ile doğuda ortada basık kemerli üstü saçaklı bir kapı, yanlarında birer pencere görülmektedir.




Asansör Kulesi, dikdörtgen planlı olup, aşağıdan
yukarıya doğru kademeler halinde daralmaktadır. Dört kademe içeren kulede en alt bölüm taş olup, üsttekiler tuğladır. Kulede her tuğla bölümün tuğla silmelerle ayrıldığı, en üst bölüm dışında kütle köşelerinde de köşe silmesi etkisini yaratacak çıkıntı oluşturduğu görülmektedir. Taş bölümün alt kısmı, Fransızca ve İbranice olarak “Asansör, 1907 yılında Nesim Levi tarafından yaptırılmıştır” ibaresine yer verilen, yapım kitabesi içermektedir. İkinci ve üçüncü bölümlerde giriş cephesine bakan, her biri iki sıra halinde dikdörtgen formlu ve üstü üçgen saçaklıklı toplam dörder pencere yer almaktadır. Üst bölümde ise, yalnızca iki pencere bulunmaktadır. Çeperinde dönen terasın uzantısı ve onu destekleyen dökme demir konsollarla bölünen kulenin en üst bölümü, tuğla saçakla nihayetlenmekte, eğrisel örtülü metal şapka ile taçlanmaktadır.
Asansör Kulesi’nin kayalıklardan koparılmasına karşın, üst kottaki mekânlar, kartal yuvası misali zirvesine oturmaktadır. Tuğla ayaklar ve aralarındaki dökme demir korkuluklarla sınırlandırılmış terasın doğusunda yer alan 1990’larda eklenmiş, prizmatik kütleli, piramidal başlıklı batının doğuya açılan yüzünü çağrıştıran ahşap seyir çıkması, düzeni ile açık terastan ayrışmaktadır. Teras altındaki bölüm ise, 11 pencere ile körfeze açılmaktadır.
Yapının giriş cephesi algılandıktan sonra, giriş kapısından hole geçilmektedir. Burada giriş karşısında iki asansör, batıda personel soyunma odası, doğuda ise geçmişte su pompası ile çalışan makine dairesi yer almaktadır.
Tuğla duvarlı giriş holünde, asansörün olduğu cephede yumurta frizi, bitkisel motifler, yıldız motifi mekânı zenginleştiren öğeler olarak dikkat çeker. Giriş holünün üst örtüsü giriş saçağının uzantısı olarak yanları düz, tonoz şeklindedir. Buradan terasa ulaşmak üzere asansöre girilmektedir.
Asansör kabininde kişinin kendisi ile ya da yanındakilerle baş başa olduğu bir ortamda sürprizli bir görüntü gözler önünden geçip gider. Kulenin küçük pencerelerinden dış dünyaya açılırsınız. Oysa yukarıda, çarpıcı bir körfez manzarası ve eşsiz kent panoraması ziyaretçilerini beklemektedir. Tıpkı enfes bir yiyeceği tadıp da, sonra muhteşem bir ziyafet sofrasına otururcasına…

Zaman tüneli

İzmir’in eşsiz manzarasına sahip, gün batımının en güzel izlenebildiği mekânlardan olan Asansör, kentin gece ve eğlence hayatının da çarpıcı odaklarındandır. Yapıldığı tarihte de
işlevini düşey bağlantı sağlama ile sınırlandırmayan Asansör, ana işlevini zenginleştiren sosyal kullanımlar da içermiştir. Günümüzde de bu niteliğini sürdürmekte, düşey köprü oluşturma yanı sıra, restoran, meyhane, kafeterya, toplantı salonu gibi eylemin odaklandığı mekânları da barındırmaktadır.
Yapının yüklendiği anlam bağlamında Asansör’e bakıldığında, kentin tarihi düşey simgelerinden olması, döneminin teknolojisini kente taşıyan nitelik arz etmesi, düşey köprü olarak halkın yaşamını rahatlatması, belli bir dönemin İzmir ve Musevi yaşamı içinde yeri olması belirtilebilir.
Buna paralel olarak yapıyla bütünleşen kişilikleri de zikretmek doğru olacaktır. Yaptıran Nesim Levi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlayan Ayla Öktem, restore ettiren Ahmet Piriştina, restorasyon projesini hazırlayan Zehra-Oktay Ekinci, sistemi uzun yıllar çalıştıran Recina- Josepho Palombo, ardından Hüseyin Çetinkaya, daha sonra Derviş Bey ve Motorcu Mithat Bey…
Yapı çevresinde ömrünün önemli bölümünü geçiren, adeta semtle bütünleşen isimler arasında ise, 305 Sokak No: 75’te oturmuş olan ikiz kardeşler Sofia- Aleksander Tahinci, ağabeyleri Mikael ile 302 Sokak’ta yaşayan Güney Ergömültaş belirtilebilir.


Zaman tünelinde gezinti yaparcasına, Asansör yapısı ve çevresi zihinlerden geçirilmeye, geçmişinden okunmaya çalışıldığında, geçmişin İnönü Caddesi, günümüzün Mithatpaşa Caddesi’nde çalışan tramvayların, troleybüslerin yerini otobüslerin aldığı, bu akstaki iki katlı cumbalı evlerin çok katlı apartmanlara dönüştüğü, sahildeki iskeleler ve deniz banyolarının kalmadığı, artık rekreatif uğraşın koşu ve balık tutma olduğu belirtilebilir. Asansör yapısı ise, düşey köprü olma ve sosyal işlevini çeşitli nedenlerle zaman zaman gerçekleştiremeyip, kullanım dışı kalmışsa da, günümüzde gece, gündüz yaşayan, nesillerin birbirine aktardığı tarihsel odak olarak varlığını sürdürmektedir.
Günümüzde modern düşey odak olan genellikle otel işlevli gökdelenler, ölçekleri ile tarihi kulelerle yarışır gibi görülseler de, tarihi odaklar geçmişin sürekliliği ve tarihsel sürdürülebilirliğinin göstergeleri olarak ayrıcalıklıdır. Bu bağlamda Asansör Kulesi, geçmişi geleceğe taşıyan en önemli kent simgelerinden biri olma özelliğini sürdürecektir.